image

PeyamaKurd - New York Times gazetesi, Türkiye'nin Afrin'deki işgalini ve orada ikamet eden Kürt halkına yönelik etnik temizliği aklamakla suçlanıyor. Gazetenin söz konusu haberi yaparken objektiflikten uzak ve sadece Türk yetkilileri ile Ankara destekli seslere yer verdiği açıkça görülüyor. 

Ama Afrin, yasadışı işgal, çalıntı zeytinler, yerli halka saldıran radikal gruplar, dini zulüm, kaçırılma, gizli askeri gözaltı koğuşlarında işkenceler, etnik temizlik gibi gerçekler ile kayıtlara geçti. 

“Makalenin menşei NYT’nin İstanbul Büro Şefine ait”  

Türklerin, Afrin’e girmesinden bu yana, Kürtler, bölgeden etnik olarak temizlendi malları yağmalandı ve yok edildi. Tüm bu gelişmeler dünya kamuoyu önünde yaşanırken New York Times gazetesi ise Salı günü yayınlanan bir makalede Türkiye'nin Afrin işgalini aklamakla suçlandı. 

Söz konusu makaleyi kaleme alan ise New York Times’in İstanbul Büro Şefi Gazeteci Carlotta Gall. Makale incelendiğinde tamamen tek taraflı ve objektiflikten uzak olarak yazıldığı ve içinde fazlasıyla eleştiriyi hak eden yönlerin olduğu görülüyor. New York Times gazetesi bu ve benzeri haberleri yaparken genelde iki tarafa da söz hakkı tanıyan bir mecra olarak tanınıyor lakin Carlotta Gall’in, makalesinde Kürtlere bırakın söz hakkı tanımayı ‘ayrılıkçı’ ifadesini kullanarak küçük düşürmeye, aşağılamaya çalıştığı açıkça görünüyor. 

Görünen o ki yazar Gall bu makaleyi, Bosphorus’un balığını yiyip rakısını içtikten sonra kaleme almış. Ayrıca yazarın Afrin’e ilişkin böyle bir makaleyi yazarken ne kadar para aldığı da akıllara gelen ilk sorular arasında yer buluyor. Çünkü söz konusu yazıyı okuyan herkes, “Kürtler nerede, Kürtleri temsil edenler, Afrin yerlileri, oradaki katliama şahit olanlar nerede?” sorusunu soruyor. Yazar objektiflik ilkesinden uzak bu yazısı ile birçok kesimden yoğun eleştiriler alıyor. New York Times, Afrin işgalini aklamakla suçlanıyor. 

“Makale, uzmanlarca Türk medyası propagandasına benzetiliyor” 

Uzmanlar, aktivistler, bölgede yaşayan eski yerel halk ve yorumcular, söz konusu makalenin insan hakları ihlalleri ve Afrin'deki etnik temizlikten bahsetmediğini vurguluyor. Bazıları ise  makaleyi devlet tarafından kontrol edilen ana akım Türk medyası propagandasına benzettiler. 

“Türkiye'nin Suriye'deki Güvenli Bölgesi'nde güvenlik ve sefalet bir arada gidiyor” başlıklı makalede, Türkiye'nin üç yıl önceki işgaline ilişkin sözler yer alırken, “Bugün korudukları Suriyeliler Türklerin orada olduğu için mutlular” iddiasında bulunuyor. Makale sadece 160.000 Kürt'ün etnik temizliğe uğradığını öne sürüyor ve şu ifade yer alıyor, “Binlerce Kürt aile, Türk işgalinden kaçtı. Onların yerine, diğer bölgelerden nüfusu şişiren yüzbinlerce Suriyeli geldi” deniyor. Bu durumda Kürtler, Türkiye ile aşırı sağcı milisler tarafından Afrin'den zorla çıkarıldı ve Sünni Araplar ve Türkmenler yerleşti.

Türkiye, Afrin'in demografik yapısını değiştirmeye çalıştı. Bunu Kürtleri, Ezidileri ve diğer azınlıkları ortadan kaldırarak başardılar. Türkiye bu durumu, Nazilerin "yaşam alanı" olarak adlandırdığı bölgeye benzer şekilde "güvenli bölge" olarak adlandırıyor.

Makaleye göre, Afrin ziyareti sırasında gazetecilere Türkiye tarafından "eşlik edildi.”  Gazete bunu "fiili güvenli bölge" olarak adlandırdı. Ancak insan hakları aktivistleri, bölgenin artık kadınlar için güvenli olmadığını vurguluyor. Kadınlar genellikle kaçırılıyor ve gizli hapishanelerde tutuluyor, farklı suistimallere ve yargısız infazlara maruz kalıyor. 

“Yazar, Afrin’den sürülmüş kişileri devre dışı bırakmış” 

Gazete, Afrin'de yerlerinden edilmiş kişiler ya da herhangi bir eleştirmenle röportaj yapmayı ihmal etmiş.. Makalede Esad rejimiyle yapılan bir anlaşma kapsamında Türkiye tarafından Şam'dan tahliye edilen ve Afrin'e gönderilen bir savaşçı olduğunu iddia eden Muhammed Amar adlı biri ile de  röportaj yapılıyor.

Ayrıca makale, Türk yetkililer dışında herhangi bir delil sunmadan Afrin'de “terörist” saldırılar yaşandığını iddia ediyor. Times gazetesi çatışmalar hakkında yazdığında genelde, her iki taraftan seslere yer verir. Ancak bu makalede öyle yapılmamış. Gazeteciler, "saldırıların yüzde 99'unun PKK'nın işi olduğunu söyleyen" Afrin'deki polis şefi "ile görüşüyor. 

PKK kanadının ayrılıkçı olmadığı ve Afrin'deki Kürtlerin Suriye'den “ayrılmak” istediklerine dair hiçbir kanıt bulunmadığı için bu yanlış bir açıklamadır ev aslında tam tersi doğrudur. PKK kanadı Suriye ile birlik içinde yaşamı defalarca dile getirmiştir. Afrin'i zor kullanarak ayırmaya zorlayan Türkiye'dir. Afrin halkı, Türk destekli gruplar yerlileri kaçıran milisler arasında sık sık çatışmalar yaşandığını vurguluyor.  

Türk kontrolündeki bölgelerde özgür basın, toplanma özgürlüğü yok. Ayrıca azınlıklar ve kadınlara zulmediliyor. Makalede hikayeyi anlatanların hepsi erkek. Sadece bir kadına yer veriliyor o da, “Her şey çok zordu” diyor. Türkiye’nin bölgede girmesi ve aşırı sağcı milislerin serbest bırakılmasından önceki yıllarda, bölgede lider pozisyonlarda kadınlar vardı. Şimdi is  kadınların lider olarak hiçbir siyasi ofise girmesine izin verilmiyor gibi görünüyor. 

“Makale temel gerçeklikten koparılarak, propaganda misali işlenmiş” 

Birçok aktivist "anlatılmayan hikâyede en gerçek olan Afrin'deki yerli Kürt halkın evlerinden koparılmasıdır" diye yazdı ve söz konusu makalenin utanç verici olduğunu sosyal medyadan paylaştı. Yazar Alison Meuse ise, gazetenin Azerbaycan'ın son savaşını öven makalelerine uygun olarak bu makaleyi de akladığını söyledi. 

Gazeteci, insan hakları savunucuları ve aktivistler, "Makalenin yayınlandığı mecra ve sahadaki durumun temel gerçeğinden koparılması (görünüşe göre içeriğin çoğu Türk temsilcilerden elde edilmiş) nedeniyle, Afrinilere herhangi bir Türk devletinden çok daha fazla zarar veriyor. Bu makale bir propaganda parçası olabilir” şeklinde ortak yorumda bulunuyor. 

Türkiye dünyanın en büyük gazeteci hapishanesidir ve eleştirmenler genellikle tweetler ve iktidar partisine yönelik herhangi bir eleştiri nedeniyle hapse atılırlar. Times'ın, Türkiye'nin üç yıllık işgali zamanında istismara uğramış herhangi kadına ulaşıp ulaşmadığı da belli değildi.  

Gazete, İsrail-Filistin çatışması veya Batı Şeria hakkında haber yaparken sadece İsrailli yetkililerin değil Filistinlilerin de seslerine yer veriyor. Ama Türkiye ve Afrin'e gelince, görünen o ki hiçbir Kürt'e söz hakkı verilmiyor. Onlara sadece aşağılayıcı bir şekilde "ayrılıkçılar" deniyor ama öyle değiller. Kürtler, Afrin’in yerli halkı ve kendisidirler.