"DSG’nin yaşadığı durum, Kürt müttefiklerini yarı yolda bırakmasının ilk örneği değil"

PeyamaKurd - ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Suriye politikasında yaptığı son değişiklik, Washington’un yıllardır en önemli sahadaki müttefiki olan Demokratik Suriye Güçleri’ni (DSG) kaderiyle baş başa bıraktı. Uzmanlara göre bu gelişme, ABD&rsquo...

Haberler 23.01.2026 - 18:58 Son Güncelleme : 02.02.2026 - 14:27

PeyamaKurd - ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Suriye politikasında yaptığı son değişiklik, Washingtonun yıllardır en önemli sahadaki müttefiki olan Demokratik Suriye Güçlerini (DSG) kaderiyle baş başa bıraktı.

Uzmanlara göre bu gelişme, ABDnin Kürtlerle kurduğu ilişkinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

20 Ocakta Şam yönetimi, DSG ile yeni bir ateşkes anlaşmasına varıldığını duyurdu. Anlaşma, Suriye ordusunun ülkenin doğusundaki geniş alanlarda yeniden kontrol sağlamasını ve DSG unsurlarının Suriye ordusuna entegre edilmesini öngörüyor.

Bu sürecin nasıl uygulanacağı belirsizliğini korusa da, anlaşma DSGnin fiilen dağılması ve Kuzey ve Doğu Suriyede yaklaşık 14 yıldır süren Kürt özerk yönetiminin sona ermesi anlamına geliyor.

Şamdaki yeni yönetimin lideri Ahmed el-Şara, bu anlaşmayla birlikte 2012den bu yana ülke topraklarında en geniş hkimiyet alanına ulaşmış durumda. Ancak bu sonucun asıl mimarının Washington olduğu değerlendiriliyor.

ABD safını sessizce değiştirdi

2015 yılında ABDnin desteğiyle kurulan DSG, yıllarca Washingtonu kendisinin temel koruyucusu olarak gördü ve IŞİDe karşı mücadelenin ana kara gücü oldu. Ancak Donald Trumpın Kasım ayında Ahmed el-Şara ile yaptığı görüşmenin ardından ABDnin Suriye politikasında yön değiştiği ortaya çıktı.

Şam yönetiminin ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyona katılması, Washington açısından DSG ile ilişkiyi büyük ölçüde gereksiz hale getirdi. Bu gelişmenin ardından Şamın DSG mevzilerine yönelmesine ABDnin fiilen onay verdiği yorumları yapıldı.

ABDnin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrackın 20 Ocakta yaptığı, DSGnin sahadaki asli IŞİD karşıtı rolü büyük ölçüde sona erdi açıklaması, Kürt kamuoyunda büyük tepki yarattı.

Mazlum Abdi tepkili fakat şaşkın değil

DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi, Barrackın daha önce Kürtlerin kendi bölgelerini yönetmeye devam edeceği ve bazı DSG birliklerinin korunacağı yönündeki vaatlerinden geri adım atılmasına sert tepki gösterdi.

Ancak Trump yönetiminin bu tutumu, geçmiş örnekler göz önüne alındığında sürpriz olarak değerlendirilmiyor.

Trump, ilk başkanlık döneminde de DSGyi iki kez terk etmeye hazırlanmıştı. 2018 ve 2019da ABD askerlerini Suriyeden çekme girişimleri, Pentagonun itirazlarıyla sınırlı kalmıştı. Ancak bugün koşullar değişti. Esad yönetimi devrilmiş, Rusyanın etkisi azalmış ve Trump üzerindeki kurumsal fren mekanizmaları zayıflamış durumda.

Türkiye faktörü ve Devlet aktörü tercihi...

ABD açısından Şam yönetimi, DSGye kıyasla daha kabul edilebilir bir ortak olarak görülüyor. Şam uluslararası alanda tanınan bir devlet aktörü konumundayken, DSG hl Türkiyenin terör örgütü olarak gördüğü yapılarla ilişkisi nedeniyle sorunlu bir pozisyonda.

Uzmanlara göre bu tercih, Türkiye açısından da stratejik bir kazanım anlamına geliyor ve Cumhurbaşkanı Erdoğanın Washington nezdindeki konumunu güçlendiriyor.

Tekrarlanan bir Kürt hikyesi

DSGnin yaşadığı durum, ABDnin Kürt müttefiklerini yarı yolda bırakmasının ilk örneği değil. 1975ten 1991e, 2017 Kerkük krizinden Suriyeye kadar uzanan süreçte Kürt hareketleri defalarca benzer hayal kırıklıkları yaşadı.

Analistlere göre DSG liderliği, bu süreç sona erdiğinde ABDye güvenmenin stratejik bir hata olup olmadığını yeniden değerlendirmek zorunda kalacak.

Seçeneksizlik döngüsü

Kürt hareketleri, Türkiye, Suriye, Irak ve İran gibi güçlü devletlerle çevrili olmaları nedeniyle tarihsel olarak dış güçlere yaslanmak zorunda kaldı. Ancak bu bağımlılık, dış aktörlerin çıkarları değiştiğinde yeni bir satılma riskini de beraberinde getiriyor.

Bu sayfa kapanıyor olabilir, ancak uzmanlara göre Kürtler için benzer bir döngünün gelecekte farklı bir coğrafyada yeniden açılması ihtimali de tamamen ortadan kalkmış değil.


Christopher Phillips- Middle East Eye

Ana Sayfaya Git