PeyamaKurd - ABD merkezli yayın organlarından The American Conservativede, Suriyede Ahmet Şaraa liderliğinde yaşanan son gelişmelerin ve ABDnin önümüzdeki yeni dönem için olası Suriye hamlelerinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
Esad sonrası Suriyede iktidarı elinde tutan geçiş hükümetinin yaklaşık 600 delege ile düzenlediği Ulusal Diyalog Konferansının ve demokrasiyi sağlamak adına attığı adımların olumlu sinyaller verdiği belirtilen analizde, ABDnin ise Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin aksine yeni Suriye yönetimi ile henüz diyalog kurmadığına dikkat çekildi.
Analizde ayrıca, Suriyedeki ABDnin askeri varlığına ve Türkiyenin ülkedeki etkisine de değinilerek, ABDnin Suriyede hem siyasi hem de askeri olarak riskler ile karşı karşıya olduğu tespiti yapıldı.
İşte The American Conservativeda yayınlanan analiz:
Suriyeliler geçtiğimiz günlerde 53 yıl sonra ilk kez, hapis ya da ölüm korkusu olmadan ülkelerinin geleceğini konuşmak üzere bir araya geldi.
Esad sonrası geçiş hükümetinin seçilmiş yetkililerinin, devletin en acil iç meseleleri hakkında sıradan Suriyelilerle konuşmak üzere ülkeyi dolaştığı haftalar süren hazırlıkların ardından, yaklaşık 600 delege ulusal diyalog konferansı için Şamda buluştu. Kürtler, söz konusu diyalog konferansında yer almadı.
Suriyedeki riskler
Esadı iktidarda tutmak için yıllarca mücadele veren Rusya bile şu anda Suriyedeki sürece dair açık kapı bırakıyor ve hatta katılım sağlamaya çalışıyor.
Suriye, farklı bir yöne doğru ilerlemek için bir fırsata sahip, ancak önündeki zorlu ve kolay kolay çözülemeyecek türden sorunlar var.
Yaklaşık on dört yıldır süren iç savaş Suriye toplumunu parçaladı, ekonomisini yerle bir etti ve ülkeyi Arap dünyasında bir oyuncu olarak etkisizleştirdi.
Diğer yandan; World Vision ve Frontier Economics, 2021 yılında Suriyedeki savaşın ülke ekonomisinden 1,2 trilyon dolar götürdüğünü ve bu rakamın o tarihten bu yana daha da arttığını hesaplamıştı.
Yeni Suriye için engeller mevcut
Ancak uzun vadeye bakmadan önce, Suriyenin yeni yöneticilerinin ilk aşamada başa çıkması gereken kısa vadeli engeller bulunuyor.
Birincisi, Suriye artık bir iç savaş durumunda olmasa da tam olarak bir barış durumunda da değil.
Türkiye destekli gruplar ile ABD destekli SDG arasında küçük çaplı da olsa bir savaş durumu devam ediyor.
Diğer yandan; buradaki SDG dahil olmak üzere çeşitli grupları, PKK uzantısı olarak gören Türkiye, Suriyedeki mevzilerini bombalamaktan çekinmiyor.
İkincisi ise; Suriye içinde devam eden siyasi anlaşmazlıklar.
Esadın gitmiş olması bölünmelerin sorunsuz bir şekilde düzeleceği anlamına gelmiyor. Suriyenin yeni yönetimim ve ABD destekli SDG siyasi olarak uzlaşamaz ve aralarındaki farklılıklar giderilmezse, Suriyenin yakın geleceği yine kanlı çatışmalara sahne olabilir.
Kürtlerin özerk yapıdan vazgeçmeye niyeti yok
Şu anda yeni Suriye yönetimi ve SDG, masanın iki zıt ucunda yer alıyor ve SDGnin ABD korumasındaki özerk yapıdan vazgeçmeye niyeti yok. Türkiye ise buna izin vermeyeceği konusunda çok net bir duruş sergiliyor.
Tüm bunlar olurken Trump yönetiminin Suriye politikası, IŞİDin hala varlığını olduğu düşünülen noktalara yapılan hava saldırılarının ötesine geçememiş durumda.
AB ve ABD, Şaraaya farklı yaklaşıyor
Evet, Suriyenin yeni lideri Ahmet Şaraanın başına artık 10 milyon dolar ödül konmuyor ama grubu, ABD tarafından hala yabancı bir terör örgütü olarak kabul ediliyor.
Avrupa Birliği ise tam tersi bir yaklaşım sergileyerek 24 Şubatta Suriyenin enerji ve ulaştırma sektörlerine yönelik yaptırımları askıya almayı kabul etti ve Avrupalı finans kuruluşlarının bazı Suriyeli bankalarla temas kurmasına izin verdi.
Trump iki soruya yanıt vermeli ve öyle hareket etmeli
Gelinen noktada Trumpın iki temel soruya yanıt vermesi gerekecek.
- Zaten 2019da bitirilmiş sayılan IŞİDi yok etmek için 2 bin ABD askerini Suriyede tutmak mantıklı mı?
- Şamdaki yeni yönetimle daha fazla angajman kurmamak ABDye ne kazandıracak?
Trump yönetimi acilen Şamdaki yeni liderle ilişki kurup kurmayacağına ve ABD askerlerini ülkeden çekip çekmeyeceğine karar vermeli.
Aksi taktirde ise hem siyasi hem de askeri olarak kaybetme riski ile karşı karşıya kalabilir