image

"Üzülerek belirtmek gerekiyor ki Şengal, yazılara ve makalelere sığmayacak olumsuzlukların ve oyunların konusudur. Burada mesele umutları ellerinden alınan Şengalliler değil, PKK’nin o umutlar üzerinden devşirmek istediği rantlardır."


PeyamaKurd - Şengal Anlaşmasın’dan bu yana uzun bir zaman geçti. Buna rağmen söz konusu anlaşmanın maddelerinin hiçbiri henüz faaliyete konulmadı.Şengal konusu medyaya çok yansımasa da Orta Doğu ile ilişkili bütün güçlerin perde arkasında üzerinde sıklıkla tartıştığı bir meseledir.

Şengal’de bugün yaşananlar PKK medyasının yansıttığı gibi “Ezidi halkının kendini yönetme isteği” ile alakalı değil. Şengal Anlaşması aslında “Tahran’ın, Şii Hilal ile Türkiye’nin Telafer hattına” engel olan bir anlaşmadır. 

Şengal Anlaşması’nın temel argümanında ise ‘bölgeden çıkarılan yaklaşık 300 bin Ezidi’nin topraklarına dönmesini sağlamak, Şengal’deki kaos ortamını bitirmek ve istikrarı sağlamak’ maddeleri yer almaktadır.

Bu hususları özellikle belirtmekte fayda var. Çünkü Kürt kamuoyunda bu maddeler tam olarak bilinmiyor. Ve kamuoyunu Şengal'in içinde bulunduğu gerçek durum hakkında bilgilendirmek ne yazık ki, Güneyin çakma gazeteci, yazar ve müşavirlerini de aşıyor.

Kürdistan Hükümeti ile Peşmerge güçlerinin hiçbir zaman Şengal’de idari güç olmadılar. Şengal’in 140’ıncı belirtildiği gibi tartışmalı bölgelerin bir parçası olduğu dolayısıyla Kürdistan Hükümetinin gelişmelerden tam sorumlu tutulamayacağı gerceği Kürtlere ve dünya kamuoyuna anlatılmalıydı. Burada da söz konusu olan güneyin çakma aydınları sınıfta kalmıştır.

Yaşananları sağlıklı bir şekilde yorumlamak için 2014 yılına gidilmesi elzem bir durumdur.

İran İslam Cumhuriyeti’nin en sadık müttefiklerinden biri olan Nuri Maliki, Tahran’ın direktifi ile Terör örgütü IŞİD çetelerinin, Şengal’e girmesine ön ayak olan başat öznelerden birisi idi.

İran’ın Şengal’deki asıl hedeflerini şu esaslar üzerine inşa etmişti:

  • Stratejik bir konuma sahip olan Şengal’e kalıcı olarak yerleşmek. Çünkü İran için stratejik bir öneme sahip olan Şengal, Tahran’ın Şam ve Beyrut’a ulaşımında El-Kaim – Elbu Kemal noktasının ardından ikinci geçiş güzergahı olma özelliğini taşıyor.
  • Şengal’den, Rojava ve Suriye’yi kontrol etmek. Gerekirse 700 km uzaklıkta bulunan İsrail’e füzeler ile saldırmak.

Bütün bunlar planların altyapısı önceden düşünülmüş ve hazırlanmıştı. Bu çerçevede de PKK’nin yan sanayi örgütleri, Şengal’e getirilmiş ve bölgede yer edinmeleri için her türlü ekonomik, lojistik ve destekler verilmişti.

Günümüzden o günlerin arkeolojik kazısı yapıldığı takdirde, 2014’te Şengal’i kontrol altında tutan İrancı gruplar ile bugün orada bulunan grupların hiçbir farkı yoktur. Şengal 2014’teki Şengal’dir.

Bölgeyi terk eden 300 binin üzerindeki Kürtlerin küçük bir bölümü Avrupaya iltica ederken, gerisi ise hala Kürdistan Bölgesinde bulunan çadırlarda yaşamaya devam ediyor.

Şengal, bugün bakıldığında bölgedeki savaşın bir parçası, tüm kesimlerin ajandasında tutup feth etmek istediği bir yerdir

Bu durumun son bulması, Şengal halkının yeniden topraklarına yerleşmeleri ve istikrarlı bir ortamlarda yaşamlarını sürdürebilmeleri için; Bağdat-Erbil arasında imzalanan ABD ile Uluslararası Koalisyon tarafından desteklenen ve Birleşmiş Milletler (BM) denetiminde olan anlaşmanın faaliyete geçmesi gerekiyor.

Fakat İran ve Haşdi Şabi hâlâ, PKK’nin kanadıyla Şengal’de kalmanın meşru zeminini arıyor. PKK de bu oyuna geliyor.

Bu hususları, PKK’yi ve PKK’nin Şengal politikasını destekleyenler, ‘sözde tarafsız geçinip’ birlikten yana olduklarını dile getiren ama bu tehlikeli politikayı eleştirme cesaretini göstermeyen çevrelerin bilmeleri gerekiyor.

“Mesele Şengalliler değil, PKK’nin onlar üzerinden devşirdiği rantlardır!“

“Şengal’i biz kurtardık biz yöneteceğiz, biz direndik biz yöneteceğiz” söylemleri bazı kesimler adına kulağa hoş gelen bir slogan olsa da aslında içinde zehir barındıran bir yemdir. Çünkü hiçbir kesim Şengali, Şengallilerin yönetmesine karşı değil.

Karşı olunan durum PKK kanadının Şengal’i, kendi varlığı ile bir savaş alanı haline dönüştürmesi, Şengal’i kendi yerleşim yeri olarak kullanıp elinde bir koz misali tutmasıdır.

Üzülerek belirtmek gerekiyor ki Şengal, yazılara ve makalelere sığmayacak olumsuzlukların ve oyunların konusudur. Burada mesele umutları ellerinden alınan Şengalliler değil, PKK’nin o umutlar üzerinden devşirmek istediği rantlardır.

O rantlar ise Kürdistan halkına ve Ezidilere büyük bir hakaret, ihanettir. Ezdileri Irak ile pazarlık konusu yaprak, Irak bayrağı altında yaşamaya mahkum edilen günlere gidersek büyük ihanetlerden sadece birisini görmüş oluruz.

PKK’nin ulusal birlik mantalitesinden bir çıkarı yoktur. PKK’nin, Erbil hükümetini tanıması demek PKK’nin Irak’a yerleşme hayalinin bitmesi, Iraklı Şiilerden alınan tavizlerin son bulması demektir.

Her seferinde KDP ve Kürdistani kanadı eleştiren PKK, eğer ulusal birlik istiyorsa Kürdistan’ı yıkma yemini eden Haşdi Şabi ile omuz omuza ve aynı bayrak altında olmaz, Şengal’i koşulsuz şartsız Kürdistan Hükümeti ile Şengal halkına bırakmak için adım atardı.