image

ABD Başkanı Joe Biden seçimle göreve geldikten sonra Ankara yanlısı lobiyi ortadan kaldırdı.


PeyamaKurd - ABD’nin doğu Suriye'deki uzun vadeli rolü ile Kürdistan Bölgesi’ndeki bulunan askeri gücüne İran destekli saldırılar artış gösterirken bu hususta Washington’un ne yapacağı hakkında sorular gündeme geliyor.

ABD'nin Suriye ile Irak'taki Kürt bölgelerinde istikrar ve göreceli refah yaratılmasına yardımcı olma rolü, bu bölgelerin bugün oynadığı rolün kilidi olmuş durumda. Ancak, tüm bu başarı hassas bir dengeye bağlı.

Jerusalem Post Gazetesi, Kürtlerin 2014 terör örgütü IŞİD savaşından bu yana yaşadığı politik süreçleri ele alan bir kronoloji ele aldı. Gazete, ABD’nin o günden bu güne Kürtlere nasıl yaklaştığını, Trump sonrası Biden ekibinin neler yapacağı, Türkiye ve İran’ın nasıl hareket ettiği gibi konuları ele aldı. Ama asıl soruları ise şuydu: “ABD’nin Kürtler ile kalıp kalmayacağı ve geçmişte olduğundan daha fazlasını yapıp yapmayacağı.”

ABD’nin Kürt politikası, Türkiye ve İran'ın istikrarı baltaladığı için tehdit sayılıyor. ABD’nin, Rojava’daki uzun vadeli rolü ve İran’ın Kürdistan Bölgesi saldırıları konusunda ne yapacağı hakkında sorular soruluyor.

“Tehditler dışarıdan gelebilir ama asla içeriden (Kürtlerden) değil”

Kürdistan bölgesi, kendi hükümetiyle Irak'ta resmi ve yasal olarak federal bir bölgedir. Seçimlere gidebiliyorlar, parlamentoları ve silahlı kuvvetleri (Peşmerge) var. Bölge, Barzaniler ve Talabanilere dayanan girift bir politikaya sahip ve bunlar Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) olarak iki ana partiye dağılmışlardır.

Kürdistan Bölgesi, son yıllarda ekonomik başarı öyküleri ile dolu günler yaşadı. Birçok Iraklı, ülkelerindeki kaostan kurtulmak için Kürdistan Bölgesi’ne sığındılar. Ezidiler, Hıristiyanlar, Türkmenler ve diğerleri, Kürt bölgesindeki toplumun farklı dokusunu oluşturuyor. Ekonomik olarak komşu Türkiye'ye ihracat ve ithalat yapılıyor ve Türk ekonomisinden de büyük ölçüde etkileniyorlar. Ayrıca İran ile de çeşitli münasebetleri var.

ABD, Kürt bölgesine yardım etti, Peşmerge’yi eğitti ve Erbil’de üsleri var. ABD üsleri son zamanlarda İran yanlısı “milislerin” İHA saldırısına uğruyor.

Bu durum, ABD’nin Kürdistan Bölgesine verdiği desteğinin güvenlik ve istikrarın anahtarı olduğu anlamına gelir. ABD askerleri Kürlerin olduğu bölgelerdeki yerel halk tarafından genel olarak hoş karşılanıyor ve onların sevildiği tek yer. “Tehditler dışarıdan gelebilir ama asla içeriden (Kürtlerden) değil.”

Ancak bölge İran ve Türkiye baskısıyla çekiç gibi dövülüyor. Her iki ülke de ABD'nin ayrılmasını istiyor.

“Kürtlerin yalnız ABD değil, Fransa’dan Macaristan'a ordan Kanada'ya kadar birçok dostları var”

Terör örgütü IŞİD'e karşı savaşta Kürdistan Bölgesi, büyük rol oynayan stratejik ve başarılı bir menteşe idi. KBY Kerkük ve Şengal’deki süreci yönetti. Irak hükümeti o kadar zayıftı ki KBY Bağdat'tan çok daha fazla devlet görevi gördü ancak durum zamanla değişti.

Kürtler bu duruma alışık çünkü daha önce de geçmişte terk edildiklerini gördüler. Kürt liderler bunu biliyor; Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Başbakan Mesrur Barzani, gibi liderler Mesud Barzani ve Celal Talabani'den aldıkları derslerle büyüdüler. 

ABD'nin Erbil’e desteği hayati önem taşıyor fakat şehirdeki tek oyuncu onlar değil. Kürdistan Bölgesi artık başarılı bir aktör. Fransa’dan Macaristan'a ordan Kanada'ya kadar birçok dostları var.

Başur ya da Güney Kürdistan, önemli ve başarılı Kürt bölgelerinden sadece bir tanesi. Rojava da bunlardan birisi ve Suriye'deki Kürt bölgesidir. Erbil’e oranlar daha küçük bir bölge olan Türkiye, İran ve Irak'ın Kürt bölgelerinden daha az nüfusa sahip olan Rojava, Esad rejimi tarafından büyük ölçüde göz ardı edildi ve terk edildi.

Rejim, Suriye savaşı başladığında Kürt bölgesine ihtiyacı olduğunu anlamaya başladı ve geçmişteki baskıları iyileştirmeye çalıştı. Ama bu pek işe yaramadı. Halk Savunma Birlikleri (YPG) ortaya çıktığında ise rejim bölgede silinceğini ve Kamışlo gibi yerleri Kürtlere bırakacağını biliyordu. 

İç savaştan yararlanan taraf YPG’nin sivil kanadı ise Demokrat Birlik Partisi (PYD) ve ona bağlantılı diğer gruplardı. 2014 yılına gelindiğinde, IŞİD Kürt bölgelerinde soykırım yaparken, YPG, bölgedeki yerel halka yardım etti ve daha kötü bir soykırımı önledi.

ABD yetkilileri ve oluşmakta olan Uluslararası Koalisyon bu başarıyı gördü. Ardından Amerika, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) şemsiyesi altında bir oluşum yaratarak YPG'yi desteklemeye başladı. Bu noktada o zamanlar IŞİD karşıtı olan Brett McGurk ve diğerler yetkililer kilit rol oynadılar. ABD özel kuvvetleri savaşmak için Rojava’ya geldi ve kısa süre içinde ana omurgasını Kürtlerin oluşturduğu SDG, terör örgütü IŞİD'i geri püskürttü. Ardından IŞİD’i 2017'de Rakka'da tamamen yok etti ve 2019'da Fırat kıyısındaki Bağoz'da onları tarihe gömdüler.

“Türkiye’nin Kürt politikası ve milis gruplar”

Ancak SDG'nin bu askeri başarısı, Türkiye'de bumerang etkisi yarattı. AK Parti liderliğinde ve aşırı sağcı bir İslamcı hükümet tarafından yönetilen Türkiye, Kürtlerin başarılarını yıkmak istediği için 2015'te PKK'ye karşı bir savaş başlattı.

PKK’yi, YPG ile aynı olmakla suçladılar ve bu durum Türkiye’nin, 2016'da Suriye'yi işgal etmesine, 2018'de de Afrin'i Kürtlerden etnik olarak temizlemesine neden oldu. Fakat Türkiye bu şiddetli operasyonları oradaki sivil halkı korumak olarak ele alıyordu.

ABD yetkilileri durumdan endişeliydi. Fakat Trump yönetiminin egemen olduğu o günlerde ABD hükümetinin bazı merkezlerine Ankara yanlısı bir lobi gücü eline aldı. Türkiye'de görev yapmış ve Erdoğan'a hayranlık duyan bu eski diplomatların oluşturduğu lobi, ABD'nin SDG ve Kürtleri desteklemesinden ziyade İdlib’de bulunan Hayat Tahrir Şam (HTŞ) adlı cihatçılar ile Türk destekli Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) gruplarını desteklemesini istedi. Bu gruplar Kürtleri, Ezidileri ve yerel halkı açık biçinde katlettiler…

Onlar tıpkı IŞİD’e benziyorlardı ama bazı ABD'li yetkililere göre bunlar, Şam’a yürüyebilecek onlar sayesinde Türkiye'nin gözüne girebileceklerdi.

Bu arada HTŞ gibi grupların katliamları ve soykırımlarından ziyade SDG'nin getirdiği barış ve istikrarı tercih eden diğer ABD yetkilileri, Kürtlere, burada bazı tavizler vererek ABD'nin onlara sadık kalacağını ifade ettiler.

Ama o tavizler, Türkiye'nin önce Afrin’i ardından Tel Abyad'ı işgal etmesine ve oradaki Kürtleri yerlerinden sürmesine izin vermek anlamına geliyordu…

Türkiye, 2019 yılında Birleşmiş Millerler’de (BM) Suriye sınırı boyunca bir “tampon bölge” kurulacağını ve Kürtleri oradan uzaklaştırarak onların yerine Suriye'den Arapları getireceğini ifade ediyordu. Bu tam bir etnik temizlik idi ve Nazi-Almanya'sının 1940’lardaki işgal Polonya'sına benziyordu. BM ise ilginçtir Türkiye'nin planlarını alkışladı. Türkiye için yolda duran tek şey ise göldeki birkaç özel ABD özel kuvvetiydi.

Ama sonuç olarak Türkiye, birkaç paçavra rejim askerinin Kürt bölgelerine hücum etmesine ve rejim bayrağını asmasına izin veren bir Rus ve Suriye rejimi stratejisiyle Kobani, Kamışlo, Derik ve diğer Kürt kasabalarını yok etme hedefinde hüsrana uğramıştı.

Türkiye, Tel Abyad çevresinde daha küçük etnik temizliğe razı olmuştu. Ama yine de son bir görevleri vardı: Rojava’da gelecek vaat eden bir yıldız ve politikacı olan Hevrin Khalaf olarak bilinen genç Kürt kadını öldürmek. Suriye’deki terör milisleri muhtemelen Ankara'dan gelen doğrudan istihbaratla Ekim 2019'da onu yakaladı ve öldürdü. Türk gazeteleri ise bu kanlı vahşeti alkışlayarak verdi. Trump yönetiminden bazı Kürt yanlısı politikacılar dehşete düştü…

Joe Biden’in iktidara gelişi ve ABD’nin şimdiki politikası

ABD Başkanı Joe Biden seçimle göreve geldikten sonra Ankara yanlısı lobiyi ortadan kaldırdı. Biden, Rojava’daki istikrarı sağlamaya çalışıyor ancak bazı endişeler var.

Trump yönetiminde imtiyaz verilen petrol şirketi, imtiyazını kaybediyor gibi görünüyor. Raporlar, SDG'ye ayrılan fonun büyük ölçüde kesileceğini iddia ediyorlar. ABD, IŞİD'e karşı savaşmak için yaklaşık 80.000 SDG üyesini eğitmişti.

Ayrıca Hol kampında on binlerce IŞİD tutuklusu var. Birçoğu Avrupa'dan gelenler.. Ama Avrupa IŞİD’lileri geri almak istemiyor. Çünkü bu onlar için hem ekonomik hem de güvenlik yükü yaratır.

Soru şu: “ABD’nin, Rojava’da yaratılan istikrardaki rolünü sürdürüp sürdüremeyeceği.”

Çünkü Washington, bölge için istikrarın ana kildi. Rojava'da yaşananlar Kürdistan Bölgesi için de önemli. Türkiye, Kürt bölgelerinin bölünmüş ve kendilerine uyumlu olmasını istiyor. Bundan ötürü ABD'nin Kürt bölgelerinden çıkmasını istiyor. 

Asıl soru ise şu: “ABD’nin kalıp kalmayacağı ve geçmişte olduğundan daha fazlasını yapıp yapmayacağı.


⇔ Çeviri: PeyamaKurd 

 


⇒ Farklı konulardaki analiz ve görüşlere bu LİNK üzerinden ulaşabilirsiniz