Besar’a olan destek ittifaki, Maduro ile devam ediyor…
PeyamaKurd - Venezuela’da yaşananlar dünya gündeminin en başat konularından biri haline gelmiş durumda. Ülkede, halkın dahi adını yalnızca birkaç haftadır duymaya başladığı muhalif siyasetçi ulusal meclis başkanı Juan Guaidó, destekçilerini de meydanlara dökerek 23 Ocak 2019'da kendisini ülkenin "geçici devlet başkanı" ilan ettiğini duyurdu. Guaidó kararına gerekçe olarak ise anayasanın 233 ve 333'üncü maddelerini gösterdi. Bu maddeler, devlet başkanının yokluğunda Ulusal Meclis Başkanı'nın "geçici devlet başkanı" olabilmesini sağlıyor.
Bu açıklamadan kısa bir süre sonra ABD Başkanı Donald Trump, Maduro hükümetinin meşruiyetini kaybettiğini ifade ederek, Guaidó'yu ülkenin "fiili devlet başkanı" olarak tanıdığını açıkladı. Maduro, ABD ile ilişkilerini kestiğini duyurdu. Maduro karşıtları sokaklara çıktı gösteriler yaptı.
Ancak ülkede asıl söz sahibi olan ordunun görüşü ise ayrı. Savunma Bakanı Padrino ve bazı komutanlar Maduro'ya bağlılık için sadakat sözü verdiler ve Guaido’yu kınadılar. Bunun nedeni ise gayet açık ve net; Rant!
‘Petrol ve kokain ticareti’
Venezuela’da petrol üretimi günlük 2 milyon varil dolayında. Ancak üretim ordunun denetiminde olduğu için uluslararası serbest piyasada pazarlanamıyor. Venezuela bu konuda Rusya ve Çin gibi diktatör ülkelere mahkum durumda.
Venezuela’da iktidarın istikametini tayin eden bazı ordu mensupları için önemli olan diğer bir ticaret ise kokaindir. Dünya’nın birçok ülkesinde uyuşturucu ticareti araba ve kamyonlarla yapılırken, Venezuela’da söz konusu bu ticaret ordunun sunduğu imkanlarla, uçaklarla yapılıyor. Ülkede bu ticareti yapan uçaklar için de özel pistler de mevcut. Yalnız ülkede son iki yıl içinde 20’den fazla uçak ele geçirilmiş durumda.
Diktatörlerin söz sahibi olduğu Venezuela aslında zengin bir ülke, ancak ülkedeki sözde ‘Anti-emperyalistlerin’ serbest piyasa düşmanlığı yapıp, ‘Sosyalizmde’ ısrar etmeleri ve ABD ve Batı karşıtı politika izlemeleri ülkeyi kaosa sürüklemiş durumda. Asgari ücretin bir kesim için ayda yaklaşık 10 dolar olduğu bu ülkede, halk yiyecek, ilaç sıkıntısı, elektrik ve su kesintileri ile yaşıyor.
İşte demokratik hukuk devleti olma prensiplerinden uzak olan Venezuela’da Maduro hükümeti, bu süreçte ancak kendisi gibi demokratik ve hukuk devleti olmayan diktatör ya da Türkiye gibi istikametini kaybetmiş ülkeler tarafından destekleniyor.
‘Destek verenlerin tek ortak yönü ABD karşıtlığı’
Venezuela’da Caracas Belediyesi'nde otobüs şoförü olarak işe başlayan Maduro, devlet başkanlığına kadar yükseldi. Maduro, ülkesini yıllarca sosyalizm maskesi altında yönetti. Ama Venezuela sosyalist bir ülke değil. Sosyalist bir ülkede her şeyden önce kamu mülkiyeti esas alınır. Oysa Venezuela’da oldukça güçlü bir özel sektör mevcuttur ve ülkenin egemen sınıfı hâlâ patron sınıfıdır. Bundan dolayı son zamanlarda ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılar, anti-demokratik politikalar ve geçimsizlik vatandaşları ayağa kaldırdı. Hatta çevre ülkelere göç dalgası bile başladı. Verilere göre Maduro 2013'de başkan olduktan sonra yaklaşık 3 milyon insan baskı, ekonomik kriz ve açlıktan ötürü ülkeyi terk etti.
Ülke bu haldeyken Maduro’un Nusr-et’ten pahalı fiyattan et yiyerek gündem olması, kaliteli purolar içmesi, Türkiye’de Diriliş Ertuğrul Filminin dizi setini ziyaret edip hayranlık beslemesi gibi görüntüler ülkede ona karşı daha fazla bir antipati yarattı.
Guaidó, kendisini ülkenin "geçici devlet başkanı" ilan ettiğini duyurdu. ABD’den Guaidó’ya destek gelirken, Çin, İran, Küba, Rusya, Kuzey Kore, Bolivya, Meksika ve Türkiye… gibi ülkeler de Maduro’ya destek verdiklerini duyurdular. Dikkat edildiği zaman destek veren ülkelerin tek ortak yönü ABD karşı olmaları.
‘Türkiye’nin ikircikli ABD politikası’
Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz hafta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan New York Times’te aynı konuya benzer (Suriye meselesi) bir yazı yazdı. Dün de Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Müdürü Fahrettin Altun, “ABD'nin Suriye'deki çıkarlarını ancak Türkiye koruyabilir” şeklinde Al Jazeera'da bir yazı yazdı.
Bugün ise Erdoğan ve Türkiye ‘ABD emperyalizmine karşı Venezuela'da Maduro'yu’ savunuyor. Burada bir çelişkinin olduğu açıktır. Türkiye, bizi Suriye halkı çağırdı ifadelerini kullanırsa; ABD de bizi Venezuela halkı çağırdı der olay kapanır. Bu durum siyasal stratejinin gerekliliğinde yer alan doğal bir süreçtir.
ABD ile Suriye meselesinde karşı karşıya gelen, Türkiye, İran, Çin ve Rusya şimdi de görünüşe göre Venezuela’da da karşı karşıya gelecek. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ‘Maduro hükümetini gayrimeşru olarak değerlendirdi.’ Türkiye, İran, Çin ve Rusya ise Maduro’yu açıktan destekledi ve birebir görüşmeler yaşandı. Bu dört ülkenin Beşar Esad ve Suriye dışında da ABD’ye karşı yeni bir kutup yaratarak ittifak yürüttükleri görülüyor.