Demirtas: Erdogan’dan tahliye isteyecek degilim!
PeyamaKurd- HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 4 yılı aşkın bir süredir tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevi’nden gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Demirtaş değerlendirmesinde kendisinin siyasi bir rehine olduğunu belirterek, “neden tahliye talep etmediğine” yönelik soruya ise “Son kararı veren Erdoğan’dır. Ben de Erdoğan’dan tahliye isteyecek değilim. Ben tahliyemi halktan talep ediyorum. Günü geldiğinde halk, “tüm siyasi rehinelerin” özgürlüğüne karar verecek” sözleri ile yanıtladı.
Cumhuriyet gazetesinin sorularını yanıtlayan Demirtaş, “Biz siyasi rehineyiz, milletvekilleri, onlarca belediye başkanı, binlerce HDP yöneticisi ve üyesi, AKP’nin siyasette çöküşünü önlemek amacıyla hapiste tutuluyor” dedi.
Demirtaş neden tahliye talep etmediğine ilişkin soruya ise şu cümlelerle cevap verdi:
"(“Tahliye talep etmiyorum” sözünün gerekçesi) Bizim “sözde tutukluluk” kararlarımızı hâkimler vermiyor ki onlardan tahliye isteyelim. Son kararı veren Erdoğan’dır. Ben de Erdoğan’dan tahliye isteyecek değilim, ben tahliyemi halktan talep ediyorum. Günü geldiğinde halk, “tüm siyasi rehinelerin” özgürlüğüne karar verecek. Bunun için halk, kendi özgürlüğünün peşinden daha çok koşmalı ve mücadele etmeli. Biz de bu mücadelenin bir parçasıyız. Zaten demokrasi ve özgürlük ile AKP-Erdoğan zihniyeti bir arada ve aynı anda var olamaz. Biri varsa diğeri yoktur. “Bizim rehineliğimiz” ise AKP’yi güçlendirmiyor, daha da zayıflatıyor.
(AİHM’nin beraat kararı sonrası yeniden tutuklanması üzerine) “Siyasi kumpas” dediğimiz tam da budur işte. Yargı şu anda AKP’nin elinde pespaye bir haldedir. AKP’nin hukuk komisyonu gibi çalışan mahkemeler adalet dağıtabilir mi? 3 yıl önce AKP il yöneticisi olan bir avukat, alelacele hakim yapıldı ve bu “sözde hâkim” Sebahat Tuncel’i “yargılayarak” ona “skandal” bir ceza verdi. Şimdi biz buna yargılama mı diyeceğiz? Herkes bilmelidir ki şu anda yargı diye bir kurum yoktur, her şey tek bir kişiye bağlıdır. Dolayısıyla böyle bir düzende hiç kimse güvende değildir. Şunu da belirtmeliyim ki bu duruma karşı sesini yükseltmeyen herkes, istemeden de olsa bu adaletsizliğin suç ortağı olur. Bu nedenle sesimizi cesurca yükseltmeli ve bu adaletsiz, eşitsiz, haksız düzene artık bir son vermeliyiz.
Hükümetin, yargıyı, parlamentoyu, medyayı, bürokrasiyi, üniversiteleri, iş dünyasını, sosyal yaşamı ve bütün nefes alanlarını teslim almış görüntüsü var. Ve öyle bir hava yaratıyorlar ki sanki bin yıl daha böyle devam edecek. Bakın, tüm samimiyetimle söylüyorum, AKP bitmiş, tükenmiş, çürümüş bir partidir. Bağırıp çağırıp, tehdit edip korkutmaya çalışarak bu durumlarının fark edilmesini önlemeye çalışıyorlar sadece. Cumhuriyet tarihinin en fazla suça, günaha, vebale bulaşmış siyasi anlayışından korkmayın. Bizler 82 milyon yurttaşız. El ele versek, bir defacık birleşsek bile iktidarlarını sarsarız. Konuşmaktan, eleştirmekten, protesto etmekten, yazmaktan, örgütlenmekten korkmayın. Neyse bedeli ödemekten de çekinmeyin, az kaldı çünkü. Özgürlüğün de demokrasinin de şafağındayız. İlk sandıkla tarihe gömülecekler, merak etmeyin. Bir arada, barış içinde, özgür ve eşit yaşamı mutlaka sağlayacağız.
AKP eski Başbakanlarından Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisine ilişkin de açıklamalarda bulunan Demirtaş, “geçmiş yıllar nedeniyle samimi bir özür ve özeleştiri vermesi gerekiyor. Tüm muhalefet bir araya gelerek gelecekte ülkenin nasıl toparlanacağını, yaraların nasıl sarılacağını tartışıp ortak bir demokrasi programıyla toplumun karşısına çıkmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.