PeyamaKurd - ABD Başkanı Donald Trump dün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile kameralar karşısına geçerek "Yüzyılın Anlaşması" planını açıkladı. Trump Kudüs'ün bölünmeden İsrail'in başkenti olacağını ifade ederken "başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin olacak" dedi. Ayrıca plana göre Filistin'in bağımsız devlet olabilmesi için 4 yıllık süre öngörülüyor.
Trump diğer yandan, Mescid-i Aksa'nın statüsünün değişmeyeceğini, İsrail'in bu bölgenin güvenliğini sağlamaya ve Müslümanların Mescid-i Aksa'daki ibadetlerini yapmasını temin etmeye devam edeceğini de dile getirdi.
Planın açıklanması sonrası, bazı ülkeler söz konusu anlaşmanın 1967 öncesi sınırlarda iki devletli bir çözüm olması gerektiğini, bazı ülkeler de diyalog kurulması çağrısı yaptı. Kimi ülkeler ve örgütler ise anlaşmaya karşı çıktı. Burada dikkat çeken nokta ise HDP’nin konuya ilişkin yapma gereği duyduğu 1982 talimatlı açıklama.
‘Zamanın planına da karşı çıkmıştılar’
Hatırlanacağı üzere İsraili imha etme çerçevesinde Suriye, Ürdün, Mısır, Irak ve Sovyetler Birliği’nin desteği ile 6 Gün Savaşları başlamış ve ancak 5 gün sürmüştü. Savaşı başlatanlar hüsranla karşılaşmış ve birçok toprağı da İsrail’e bırakmak zorunda kalmışlardı.
Daha sonra İsrail’in Birleşmiş Milletler gölgesinde o yıllarda Filistinliler için sunduğu Barış Planı’nda, İsrail’in şuandaki yapısının %50’sinden fazla Filistinlilere bırakılması dahi öngörülüyordu. İsrailliler de bunu kabul ediyordu. Ancak, Anti-Semitist çevreler ve İsrail’in yaşam hakkını bile tanımayanlar bu planına da karşı çıkarak reddettiler.
‘Olan yine Filistin halkına olmuştu’
Bu reddetme, ne Mısır’ın, ne Suriye’nin ne Sovyetlerin ne de Ürdün’ün zararına oldu. Olanlar sadece Filistin halkına oldu. Bu kadar acı, savaş, bitkinlik, ölüm ve krizden sonra geldiğimiz tarih itibariyle ABD öncülüğünde yeni bir barış planı sunuluyor.
ABD öncülüğündeki ve Mısır, BAE, Katar, Fransa, Suudi Arabistan'ın da desteklediği 'Barış Planını' radikal örgütler ile son dönemlerde herkesle çatışmayı adet haline getiren Türkiye ve İran’da kabul etmedi.
‘HDP’nin açıklamasındaki tavrı 1982’yi anımsatıyor’
Türkiye, Hizbullah, Hamas, İran, Haşdi Şabi kabul etmediği bu anlaşmada işin garip tarafı ise HDP’nin bu çevreye katılması. Halkların Demokratik Partisi (HDP), Trump’ın Orta Doğu’ya barış planına ilişkin dün açıklamada bulundu. HDP, “Filistin’e vurulan bir tokattır ve Filistin’i yeniden işgal etmek anlamını taşımaktadır” açıklamasında bulundu.
HDP’nin bu davranışı 1982’yi anımsatıyor. Hatırlancağı üzere, Suriye’nin İsrail’e karşı başlattığı savaşta, bazı Kürt çevreler de o tarihlerde İsrail’e karşı savaşmak için paralı askerler gibi yer almışlardı. Fakat, İsrail o dönemde yine mücadele etmiş ve o bölgedeki nüfuz sahibi olduğunu ‘savaş mecrasında’ yeniden kanıtlamıştı.
Trump’ın önerdiği plan tıpkı bugün BM’nin yaptığı’ iki devletli çözüm’ açıklaması ile eş değerdir. Trump, söz konusu plan ile sadece İsrail’e değil aynı zamanda Filistin’e de haklar tanımıştır. Söz konusu karar dün değil bundan aylar önce ABD tarafından dile getirilmiş ‘Kudüs başkent’ olarak tanınmıştı.
Orta Doğu’da yıllardır dikkat çeken bir durum daha mevcut. İnsanların çoğunluğu tüm kötülüklerin İsrail’den çıktığı ve İsrailoğullarının vebalı olduna; Filistinlilerin ise mazlum olduğuna inandırıldı. Bu durumun çoğunluğu bölgede uygulanan sistematik bir politik müphemlik.
İsrail-Filistin meselesini gördüğü kadar okuma becerisine sahip kitle, elbetteki meselenin iç yüzünü bilemez. Çünkü bu mesele Balfour Deklorasyon’una oradan ‘Oslo Görüşmelerine’ dek uzanan bir anlaşmazlığın meselesi.
‘HDP’nin 1982 talimatlı açıklaması’
İsrail-Filistin meselesi Orta Doğu’daki problemlerin belki de başat sorunlarından birisi ama burada dikkat çeken nokta, HDP kanadının yaptığı açıklama.
HDP yaptığı açıklamada seçilmiş kelimelere başvurmuş durumda. Bu durum akıllara ‘HDP, kimin talimatı ile söz konusu görüşü belirtti ve bu anti-semitist gerici kervandakilerle aynı görüşü paylaştı?’ sorusunu getiriyor.
Eğer olay Filistinin özgürlüğü ise HDP’nin Kürt sorunundaki kravatlı aktörlüğü nerede?
Eğer mesele HDP açısından İslam ise; Kürtlere yapılan onca zulüme karşı HDP’nin hakikate dayalı tavrı nerede?
Görünen o ki olay Amerika'ya karşı çıkmak. HDP, artık politize olan Kürt kamuoyundan çekinmese Rojava’daki ABD’nin varlığına da karşı çıkacak bir üslupla siyaset üretiyor.
Bir diğer dikkat çeken nokta ise HDP kanadının, Türkiye’nin yaptığı açıklama ile neredeyse aynı dili kullanması.
HDP anlaşmaya yönelik yaptığı açıklamasına ufakta olsa ‘Bölge ve Kürt sorunu’ sözcüklerini de tepki çekmemek adına sıkıştırmış durumda. Fakat HDP, ne yazık ki Kürtlerden başka her soruna can-ı gönülden el atan ama konu Kürtler olunca ‘duyulmamış argümanlar üreterek’ onları sermaye misali kullanan bir ticari kuruma dönmüş durumda.
Fakat Kürt halkı da artık politik bilgi ile hareket ediyor. Kürtler de yaşanan gelişmelerin ne olduğu konusunda fikir beyan edebiliyor. İsrail-Filistin meselesi bölgede önemli bir problemin varlığı elbette ama HDP'nin işi değil.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yazın