Kiliçdaroglu: Bu ülkeyi son bahara kadar götüremezler!

Kiliçdaroglu: Bu ülkeyi son bahara kadar götüremezler!

PeyamaKurd - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu katıldığı televizyon programında erken seçim, cumhurbaşkanlığı adaylığı, HDP ve Selahattin Demirtaş hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Haber Global’de yer alan programa katılan Kılıçdaroğlu, erken seçimin kendi talebi olmaktan çıktığını ve artık sokaktaki vatandaşın isteği haline geldiğini belirterek, “Bana göre sonbahara kadar gidemezler. Sonbahara kadar götüremezler bu ülkeyi. Her geçen günün maliyeti ağırlaşıyor. Esnaf gerçekten perişan vaziyette” şeklinde konuştu.

“Erdoğan’a karşı cumhurbaşkanı adayı olurum”

Kılıçdaroğlu açıklamasında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ‘Hodri Meydan’ diyerek, sandığı getirmesi gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, gelecek seçimlerde Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı yönündeki soru üzerine, “Her aday ayrı mı çıkarmak isteyecek yoksa tek bir kişi mi çıkaracağız oturup konuşacağız; ortak görüş olursa Cumhurbaşkanı adayı olurum” dedi.

Kılıçdaroğlu, "Sayın Erdoğan ile bir cumhurbaşkanlığı yarışına girerseniz kazanacağınızı düşünüyor musunuz?" sorusunu yanıtlarken de "Ondan en ufak bir endişem yok” ifadesini kullandı.

“Bahçeli Meclis’te konuşma yapmak isterse HDP’den izin almak zorunda”

CHP'nin HDP ile yakın ilişki, ittifak içerisinde olduğu yönündeki eleştiriler ve HDP'nin kapatılması istemiyle açılan davayı hatırlatılan Kılıçdaroğlu şu ifadelere yer verdi:

“Siz hukuk devletine inanıyorsanız ve adalete inanıyorsanız, hukuk devleti ve adalet kurallarına göre tavır almak zorundasınız. Anayasa diyor ki 'Siyasi partiler demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarıdır.' HDP de bir parti mi? Parti. Kaç kişiden oy almış, 6,5 milyon. Şimdi siz HDP'yi terör örgütü olarak tanımladığınız andan itibaren, siyaseten 6,5 milyon vatandaşı da terörü destekler konuma getiriyorsunuz” dedi.

Diğer partiler gibi HDP'nin bir grubu ve bir Meclis Başkanvekili olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Bunlar Meclisi yönetiyorlar. Sayın Bahçeli de konuşma yapmak isterse HDP'li Meclis Başkanvekilinden izin almak zorundadır, ben de izin almak zorundayım. Siz onu terörist ilan ederseniz, 'Bahçeli Mecliste konuşmak için teröristten izin aldı' mı diyeceğiz. Bunun akılla mantıkla bir ilgisi var mı? Siyaseten partiler birbirini eleştirebilir, ben buna saygı gösteririm. Her birimizin farklı görüşlerine karşın vatandaşa gider, 'Bize oy verin.' deriz, vatandaş kimi seçerse o gelir ülkeyi yönetir. HDP ile bizim bir ilgimiz yok. Diğer partilerle ilgimiz neyse, bizim de ilgimiz öyle. AK Parti'yle, MHP'yle, İYİ Parti'yle nasıl görüşüyorsa grup başkanvekilleri, HDP ile de aynı şekilde görüşülüyor. Bazen onların görüşlerine katılırız, bazen katılmayız. Bu çerçevede düşünmek gerekir.

“Savcıya talimat verildi”

HDP’nin kapatılması istemiyle iddianame hazırlayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı hakkında da açıklama yapan CHP lideri şu ifadeleri kullandı:

“Savcıya talimat verildi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı alelacele bir dosya hazırladı gönderdi Anayasa Mahkemesine. Anayasa Mahkemesi, 'Burada partiyle ilgili bir şey yok, siz burada HDP milletvekilleriyle ilgili koymuşsunuz. Ben bu dosyayı size iade ediyorum.' Hemen 'Anayasa Mahkemesi kapatılsın.' olmaz. Önce bir dosyayı göreceksiniz, Anayasa Mahkemesi kararını okuyacaksınız, bu kararı eleştirebilirsiniz ama hakimi meslekten atın, mahkemeyi kapatın, bu kural, kural değildir.”

HDP'nin ayrı, kendilerinin de ayrı bir parti olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, ancak kendilerinin haksızlık karşısında susmadığını söyledi.

“Demirtaş, cumhurbaşkanı adayı olabilmesine rağmen hala içerde”

Selahattin Demirtaş'ın, savcılıktan iyi hal kağıdı almasına ve YSK'nin “cumhurbaşkanı adayı olabilir” demesine karşın içeride tutulduğu görüşünü savunan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Ne oldu cumhurbaşkanı adayı oldu, seçime girecek, 'Sen hapiste kalacaksın.' Ne için? Ya bu hakimler yanlış söylüyor ya bu savcı yanlış yapıyor. O zaman siyaset kurumu bunu içerde tutamaz. Türkiye'yi rezil etmeye kimsenin hakkı yoktur. Ben davalar dursun demiyorum. Bu demokrasi mi? Şimdi kalkıp da ben susarsam insani görevimi yapmamış olurum. Biz haksızlığına inandığımız bir olay olursa itiraz ederiz. Aynı şey Osman Kavala için de geçerli. Aynı şey, hapiste yatan harp okulu öğrencileri için de geçerli. Komutanlar serbest, öğrenciler içeride."

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!

Yorum Yazın