"Medeni dünya Kürtlere sükran borçludur"

"Medeni dünya Kürtlere sükran borçludur"

PeyamaKurd –  ABD’nin, Suriye’den çekilme kararı ve çekilmenin sebep olabileceği sonuçlarla ilgili tartışmalar dış basında devam ediyor. Genel olarak bütün yorum ve tartışmalarda hâkim olan kanı, ABD’nin Suriye’den zamansız çıkmasının doğru olmayacağı ve müttefikleri olan Kürtlerin yalnız bırakılmaması gerektiği yönünde gelişiyor. Neville Teller’in bu konuda Jerusalem Post’ta kaleme aldığı Kürtleri terk etmemeliyiz başlığındaki makalesini Peyamakurd okuyucularına sunuyoruz.

‘Kürtleri terk etmemeliyiz’

Uygar dünya, genel olarak Kürt halkına ve özellikle Peşmerge savaşçılarına, IŞİD'e karşı mücadeledeki başarılı çabalarından dolayı şükran borçludur.

Başkan Trump’ın ABD’nin özel kuvvetlerini Suriye’den çekme kararının arkasındaki ana etkenlerden biri, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın hükümdarlığını geri kazanmakta öncülük yapan Rusya ve İran ittifakının hâkim duruma gelmesi. Bir diğer etken ise, Trump’ın, 2018 Noel bayramından hemen önce Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı bir telefon görüşmesi gibi görünüyor. Ama bunun sonuçları endişe verici.

IŞİD’in Suriye’de sekiz yıl süren iç çatışmalarda aldığı yenilgide, Kürt Peşmerge ve savaşçılarının oynadığı rol az önem arz etmese gerek.

Ancak Kürtler ve özlemleri olan medeni hakları, özerklik veya bağımsızlık uğruna verdikleri çabaları, Erdoğan için gözlerde sürekli bulunan bir diken gibi duruyor.

‘Kürtlerin işgal altındaki bölgeleri’

Kürtlerin işgal altındaki bölgeleri, yalnız Türkiye'nin önemli bölgelerinde değil, aynı zamanda Suriye, Irak ve İran'ı da kapsamaktadır. Dolayısıyla Erdoğan, yalnızca Türkiye’deki Kürtlerin iç politikada olan tehdidiyle değil aynı zamanda Türkiye dışındaki, özellikle Suriye'nin kuzeydoğusunda bulunan Kürtlerin aldıkları askeri destekleri ile de karşı karşıya gelmiş durumda.

İç savaştan önce, nüfusun %15'ini oluşturan Suriye'deki iki milyon Kürt, özerklik arzusundaydı. Bu fırsat 2011 yılında Esad rejimine karşı düzenlenen iç ayaklanmalarla gerçekleşti. İç savaşta Suriye topraklarının büyük bir bölümünü kazanan IŞİD, Suriye’nin kuzeydoğusunda Kürtlere karşı savaşmaya başladı. ABD ve müttefiklerinin özel kuvvetleriyle desteklenen Kürt Peşmerge ve savaşçıları, yaşadıkları bölgeleri geri kazanmaya başladı.

Bugün Kürt kontrolünde bulunan bölge -eski Suriye'nin yaklaşık%25'i- resmen yeni bir federal ve demokratik anayasaya göre yönetilen Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu (KSDF) olarak bilinir. Bu egemen bir devlet değil, eğer liderlerinin ifadelerine inanılacaksa, böyle bir yapılanmayı arzu etmiyorlar. Yarı özerk bir bölgedir ve liderleri tarafından Suriye cumhurbaşkanı ile birlikte bir uzlaşıya varmak için resmi girişimlerde bulunuyorlar.

‘Özerklik tartışmaları’

Eylül 2018’de, Suriye’nin dışişleri bakanı Velid Muallim, ülkesinin Kürtler için büyük güçler tarafından öne sürülen fikirlere açık olduğunu söyledi. “Devletin sınırları çerçevesinde bir tür özerklik tartışılabilir ve diyalogun konusu olabilir.” Muhtemelen, tartışmanın iç çatışmaların sona erdiğinde Rusya’nın şahitliğinde başlayabileceğini belirtti.

Suriye’nin Şam’daki ulusal parlamentosunda oturan bir Kürt meclis üyesi olan Omar Osi kısa bir süre önce, Kürtlerin Suriye ordusunun Fırat'ın doğusundaki Kürt çoğunluklu alanlara ve devlet kurumlarına geri dönmesini kolaylaştırmaları halinde karşılığında yerel yönetim ve kültürel hakları yasal teminat altına alabileceklerini, söylemişti.

‘Özerklik ve talepler’
Bütün bunlar nihayetinde Irak tarafından tanınan özerk Kürdistan'ın Suriye versiyonuna yol açabilir. Ancak KSDF'nin bu tür resmi bir şekilde tanınması, Erdoğan için bir çelişki yaratıyor gibi. Çünkü Suriye Kürtlerinin özerklik kazanmaları, Türkiye'deki Kürtlerin ayrılıkçı taleplerini güçlendirebilir.

Bu, Erdoğan’ın geçen yıl ocak ayında Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin bölgesine girmesinin sebeplerini açıklıyor. Orada Kürt kuvvetlerini yenme konusunda elde ettiği başarı ile pazarlık konusunda kendini güçlü hisseden

Erdoğan, Türkiye-Suriye sınırı boyunca DSG’nin oluşturacağı Kürt yönetimindeki bölgeyi çürütmeye yönelik eylemde bulunacağını gösteriyor.

ABD askerlerinin Suriye’den ayrılması ile ilgili yapılan hazırlıksız açıklamanın ardından Trump, daha akıllı danışmanların hüküm sürmesine izin vermiş gibi görünüyor.

ABD, Suriye’de herkesin özgürce gelişmesine izin veremiyor, Türkiye’ye Kürtlere karşı oynayabilmesi için açık kart sunuyor ve uzun süreden beri başarılı olan Kürt müttefiki ve ortağını kurtlara fırlatmış oluyor.

Medeni dünya Kürtlere teşekkür borçludur’

Trump’ın Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesinin özü ne olursa olsun, ABD’nin Suriye’den aceleci bir şekilde geri çekilmesinin söz konusu olmadığını gösteriyor. Bu yapılacak, ama tartılıp ölçülerek ve zamanı gelince olacak.

Dış ilişkilerde, duyarlılığa çok az yer verildiği ya da hiç bulunmadığı iyi bilinmektedir. Gündemde real politik duruyor.

Ancak medeni dünya, genelde Kürt halkına ile onların kahraman Peşmerge ve savaşçılarına, kötülük ve insanlık dışı simgesi olan IŞİD’e karşı yürüttükleri mücadelede başarılı çabaları için şükran borçludur.

Onlar, kaderlerini tayin etmek ve bunun tanınması uğruna yeterince mücadele ettiler. Artık dünyanın da onlara karşı olan borcunu, en azından Suriye'deki Kürtlerin savaş sonrası anlaşmanın kendileri için kabul edilebilir bir geleceği müzakere etmelerine müsaade etmekle ödemeli.

 

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!

Yorum Yazın