PeyamaKurd - 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaşın Şam rejimi ile muhalif olarak adlandırılan cihatçı güçlerle devam eden mücadelenin uzun sürmesi ve 2015 yılından itibaren birçok ülkenin Suriye’de müdahil olması; Suriye sorununu içinden çıkılmaz bir hale soktu.
Konuyu derinlemesine inceleyen siyasi analist Hüseyin Zedo, Suriye’de birçok ülkenin müdahalesi nedeniyle sorunun lokal bir sorun olmaktan çıkıp uluslararası güçlerin üstü örtük güç savaşına dönmesi nedeniyle iyice çıkmaza sürüklendiği görüşünü ortaya attı.
Birçok ülkenin müdahale için gerekçe olarak “terörizm ile mücadele” gerekçesini sunmasının gerçeği yansıtmadığını belirten Zedo, başta ABD, Rusya, İran ve Türkiye olmak üzere vekil savaşçılar aracılığıyla ülkelerin birbirleri ile mücadele etmeyi seçtiklerini söyledi.
“ABD, Suriye krizine iki farklı açıdan müdahale etti”
Konuyla ilgili bir analiz yazısı kaleme alan Hüseyin Zedo, analizinde özetle şu konulara değindi:
“Hem Rusya hem de ABD, Suriye krizine iki farklı açıdan müdahale etti.
Amaçlarının terörle mücadele etmek ve genişlemesini engellemek olduğunu sahada attıkları adımlarla her bir ülke de kendi etki alanlarını zorla birbirlerine dayatmak için mücadele veriyor.
Suriye krizinin başlamasından bu yana on yıllara dayan bir geçmişe sahip oldukları Şam yönetimi ile ortak olmayı seçen Rusya, ülkenin batısında üslenerek Akdeniz’de uzun zamandır amaçladığı ufak bir cepten çok daha fazlasını elde etti.
“Rusya, Türkiye ve DSG ile karşılıklı anlaştı”
Askeri olarak üslerini Suriye’nin batısında konumlandıran Rusya, cihatçı rejim karşıtı gruplara karşı savaşında kendi silah teknolojisinin kudretini de sahada etkin bir şekilde görme fırsatını elde etti.
Şam hükümeti ile ittifakını sadece askeri işbirliği ile sınırlandırmayan Rusya; Çin’i de arkasına aldığı BM’de veto yetkisini kullanarak ABD’ye karşı küresel anlamda bir diplomatik savaş da veriyor.
Diplomasi alanında başarılarını BM ile sınırlandırmak istemeyen Rusya, birbirine düşman olan Türkiye ve Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile yaptığı karşılıklı anlaşmalarla sorunların çözümündeki etkisini tüm taraflara açık bir şekilde kabul ettirdi.
“ABD sadece petrol alanlarında egemen”
Suriye’nin batısında tartışmasız tek güç olan Rusya, ABD birliklerinin geri çekilmesinin ardından Kürtlerin denetimindeki Suriye’nin kuzeyinde de kontrolünü sıkılaştırıyor.
Terör örgütü IŞİD’e müdahale etmek için Kürtlerle birlikte ittifak kurarak bölgeye yerleşen ABD, son zamanlarda yaptığı manevralarla çıkarlarının Suriye’nin kuzeyindeki Kürtlerin egemen olduğu alanlardan ziyade Suriye’nin doğusundaki petrol alanlarında olduğunu açık bir şekilde belli etti.
ABD’nin Suriye’nin doğusunu merkeze almasının bir nedeni de şüphesiz ki Irak ve Lübnan’ı kontrol altında tutan İran’a karşı geniş bir mevzi kazanmaktır.
ABD’nin bölgeden çekilmesinin nedeni?
Suriye’nin doğusunda bulunarak Irak ve Lübnan’daki İran etkisinin Suriye ile kara bağlantısını koparmayı amaçlayan ABD, Kürtlerin egemenliğindeki Suriye’nin kuzeyini ise jeopolitik hedeflerine tam uygun olmadığı için geri çekiliyor.
2,5 Milyar varil petrol rezervine sahip bölgelerin tamamında kontrolü elinde tutan ABD’nin jeopolitik hedefi, Kürtlere destek olmaktan ziyade Suriye petrolünün ele geçirilmesi, İran Şii Hilal projesini tamamlaması tehlikesini bertaraf etmek, Orta Doğu’nun Rusya’nın etkisi altına girmesini engellemek ve ABD'nin Arap Körfezi'ndeki çıkarlarını korumak olarak sıralanmakta.
“Suriye'yi etki alanlarına bölmenin sonuçları”
Suriye devletinin farklı askeri güçler tarafından kontrol edilen etki alanlarına bölünmesi, Suriye toplumunun varlığında derin bir kırılma ve Suriye toplumuna sosyal, kültürel ve ekonomik olarak büyük zarar verdi.
Suriye toplumunun birbirleri ile bağları koptu Şöyle ki her bir Suriye ailesinin bağları bile etki alanlarının çeşitliliği nedeniyle koptu. Rus ve Şam yönetimi denetiminde yaşayan Deyrezzor’daki Arap bir ailenin kalan yarısı ABD’nin denetimi altında tuttuğu topraklarda yaşıyor.
“Benzeri bir örnek Kürtler için de geçerli”
Türk etkisinde yaşayan bir Kürt ailesinin yarısı ise ABD ile SDG’nin denetimi altındaki alanlarda yaşamakta.
Tüm bunlara ek olarak yerel kültürlere öteden beri düşmanlığı bilinen Türkiye ise işgal altındaki bölgelerde yaşayan Kürtler ve Araplara Türkçeyi empoze ederek Türk politikasını zorlayıcı kılmak için olanca gücüyle çaba sarf ediyor.
Çok sayıda uluslararası aktörün birbiri ile güç savaşına giriştiği Suriye coğrafyasında savaşın kısmi de olsa daha uzun yıllar süreceğini söylemek hiçte zor olmasa gerek.”
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yazın