Pervinler için hazan mevsimi!

Pervinler için hazan mevsimi!

İki Pervin, iki kadın ve iki dil. Biri Kürtçe, diğeri Türkçe. Biri müzisyen, opera sanatçısı, diğeri politikacı ve HDP eş genel başkanı.

Biri Mardin Derik doğumlu, öğretmen bir babanın kızı olarak Karadeniz’de geçen bir çocukluk, henüz ilkokul çağlarında başladığı müzik hayatı ve güzel sanatlar lisesi, üniversitede müzik öğrenciliği derken opera ile tanışma. İtalya’da, Accademia d’Arte Lirica Müzik Akademisinde opera eğitimi, pekiyi derecesinde diplomalar, yüksek lisans ve yarışmalarda birincilikler. Arkasından en iyi kadın sesi ödülleri ve sahnede Sophie, Nilüfer rolleri. Bu kadın artık ünlü bir sopranodur. 

Diğeri ise daha 27 yaşındayken bizzat dönemin Başbakanı olan Tansu Çiller’in talimatıyla  kocasını kaybeder devletin derin dehlizlerinde. Aynı gün erken doğum yapar. Hayat insana bir şey verirken karşılığını mutlaka alır, veya tam tersi. Cumartesi Annelerine katılır, kocasının izini arar, sonra mecburen politikaya atılır. 1999 ve 2002 yıllarında DEHAP barajı aşamaz, bu yüzden meclise gidemez, ama sonra 2005 yılında Nobel Barış Ödülüne aday gösterilir ve 2007’de ilk kez milletvekili seçilmesiyle peş peşe 6 dönem vekilliğin yolu açılır. 2018 yılında Halkların Demokratik Partisinin eş başkanı olur hatta.  

Kariyerleri gün geçtikçe daha çok parlarken iki Pervin’in de, dile biçtikleri anlamla çarpışacakları gün de gelir.  

Soprano artık İtalyancayı anadili gibi konuşur ama hala bir Kürttür. Bazı aryaların Kürtçede de söylenebileceğini ispatlama peşine düşer. Lo Şivano, Qimil, Ay Dîlberê gibi klamları yüksek oktavlı sesiyle söyler ve beğenilir de. Ama soprano kendi halkı tarafından anlaşılmadığını söyler her defasında, müziğinin yeterince dinlenmediğinden yakınır. Sosyal medyadan yaptığı duygusal açıklamalarla bir-iki projesini daha hayata geçirdikten sonra Kürtçe müzik yapmayı bırakacağını söyler. Çünkü madem milleti onun kıymetini bilmiyorsa, soprano Kürtçe için müzik kariyerinden daha fazla feragat etmeyecekti. 

Eş başkanın TBMM kayıtlarına geçen kısa yaşam öyküsünde ise iyi düzeyde Kürtçe bildiği yazar. Enver Aysever ile çıktığı bir televizyon programında Dar Hêjîrokê parçasını gayet içli söyler. Ama 2015 yılında Diyarbakır’da yapılan coşkulu Newroz mitinginde PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Kürtçe kaleme alınmış barış mesajını elindeki kağıttan okurken çok zorlanır.
 

Kürtçeye olan hakimiyeti pek de iyi değildir. Zaten eş başkanın arşivlere yansıyan başka Kürtçe konuşması olmaz bir daha. O gün alandaki kitle hiç anlamaz onu ve mesajı. Nitekim hem Türkçe hem Kürtçe okunan barış mesajından hemen sonra Kürdistan’a uğrayan  yalnızca savaş olur. 

Bu yüzden ikisi de veda etmek zorunda kalırlar, erken veya geç. Geçen hafta, 3 Haziran Cumartesi günü Pervin Çakar çeşitli haber sitelerine düşen duygusal bir açıklama ile Kürtçe müzik yapmayı bıraktığını duyururken, 5 Haziran Pazartesi günü ise Pervin Buldan HDP’nin yapılacak olağanüstü genel kurulunda artık aday olmayacağını deklare etti. İki Pervin, iki gün arayla;  biri müziğe diğeri ise başkanlığa veda eder.

Çünkü soprano halkını anlayamıyordu, halkı ise eş başkanını. 

Pervin Çakar İtalya’da dahi çok sınırlı bir kitlesi olan, birçok Avrupa dilinin bile iddia sahibi olamadığı seçkinlerin müziğine Kürtlerin hiç kulak vermediğinden şikayet etti. Müziğini Kürtçe söylediği için Kürtlere minnet etti. Eş başkan  ise tek kelime Türkçe bilmeyen yüzbinlerce insana mecliste vekalet ederken basın toplantısında kendisine Kürtçe soru soran Rojavalı Kürt gazeteciyi herkes anlasın diye Türkçe konuşmaya davet etti.

Her iki Pervin’in de Kürtçe ile kurdukları ilişkide bazı çelişkiler vardı. Belki de bu yüzden Kuzeyde Kürtlerin uzun zamandır işi rast gitmiyor. Mağlubiyet duygusu her alana sirayet etmiş durumda. Türkiye Cumhuriyeti ikinci yüzyılına yepyeni bir formla girerken Kürtler sanata pek fazla siyaset karıştırırken siyaseti ise sanatçı mahirliğinde icra etmeyi beceremiyor bir türlü. Çünkü Kürtlerin Kürtçe ile kurduğu bağın kendisinde sakatlık var ve birbirlerini bile anlamakta sorun yaşıyorlar.  

Halbuki Kürtlerin çoğu soprano sırf Kürtçe söylüyor diye dinledi onu, opera yaptığı için değil. Soprano tersine inandı hep. Eş başkanın ise Kürtçe bilmesini ve daha çok konuşmasını istedi, Türkçe konuşsa anlayamayacağı için değil. 

Mayıs 2023 seçimlerinde Pervin Buldan’ın başkanlık ettiği partisi istenen başarıyı elde edemedi, eş başkanın vedası biraz da özeleştiri mahiyetinde. Soprano Pervin de kırıldığını ve yorulduğunu söyledi,  yaptığı müziğin ancak devlet destekli olursa sürdürülebileceğini iddia etti. Minneti hariç haksız sayılmaz ama bir problem vardı; Kürtlerin devleti yoktu.


Av. Şiraz Baran 

13.06.2023 


 

() PeyamaKurd

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtmaktadır. PeyamaKurd'un yayın politikası ve editoryal paradigması ile her zaman uyumlu olmak zorunluluğu yoktur.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!

Yorum Yazın