PeyamaKurd- Atlantic Council’in Ortadoğu Çalışmaları Refik Hariri Merkezi’nde kıdemli üye olan Aaron Stein, Foreign Affairs’te yayımlanan makalesinde savaş sonrasında Suriye için olası ihtimalleri yazdı. Stein, “etrafı düşmanlar çevrilmiş Suriyeli Kürtlerin”, iç savaşın ardından şekillenecek Suriye’de Esad rejimi ile anlaşmak zorunda kalabileceğini yazdı.
“Geçici bir anlaşmayı gerektiriyor”
“Suriye Demokratik Güçleri (SDG), dünyanın en kudretli iki askeri gücü ABD ve Rusya’nın taraf olduğu jeopolitik bir ayrışmanın içinde. SDG, ABD’nin IŞİD karşıtı savaşına öncülük etti ama artık savaş yavaşladığına göre örgütün geleceği için zor sorular gündeme geldi. SDG, kendisini muhtemelen Beşar Esad’ın savaşı kazandığı, Türkiye düşmanlığının sürdüğü ve ABD’nin güçlerini çektiği bir duruma kendisini hazırlaması gerekiyor. Ve tüm bu sorulara henüz bir cevap bulunamasa da en basit gerçek şu ki SDG’nin çıkarları Esad rejimiyle geçici anlaşmayı gerektiriyor.
“SDG korumak, rejim merkezileşmek istiyor”
Bir anlaşma yapmak zor olacak. SDF savaşarak kurtardığı Kürt bölgesindeki otonomiyi korumak, rejimse tüm ülkede iktidarını merkezileştirmek istiyor. Güvenliği ABD’ye bağlı devletsiz bir aktör olarak SDG, rejimle ve onun iki müttefiki Rusya ve İran ile askeri bir yüzleşme riskini göze alamaz. Bunun yerine elindeki tüm kozları kullanıp bir anlaşmaya varmak zorunda.
“Kürtler farkındalar”
Suriyeli Kürtler kırılgan durumlarının farkında. Kontrollerindeki bölgelerde IŞİD tehdidi sürüyor, tabi Türkiye’nin tehdidi de. Türkiye’nin 2018 Mart’ında Afrin’e saldırısında YPG’nin profesyonel bir ordu karşısında yenilgisi sürpriz değildi ama Suriyeli Kürtlerin gelecekteki güvenlikleri açısından mevcut konumlarından faydalanmaları gerektiğini de gösterdi.
“Kürtler zor lokma olduklarını gösterebilir”
YPG hem de PKK, geçmişte alışılmadık taktiklerle çok daha güçlü ordulara büyük bedeller ödetti. Dolayısıyla Kürtler olası bir rejim saldırısı için caydırıcı olamasa da, zor lokma olduklarını gösterebilir.
Yakın vadede Esad rejimi ile müttefikleri Rusya, İran ve Türkiye yaklaşan İdlib savaşına odaklanacak. Hem Suriye rejimi hem de Rusya yakında İdlib’i yeniden ele geçireceklerinin işaretini verdi.
“Rejim SDG’yi zorlayacak”
Suriye iç savaşının başından beri YPG ve SDG rejimle doğrudan çatışmaktan kaçındı, onun yerine örtülü bir şekilde Esad ile anlaşacağını gösterdi, bu şekilde de Kürtler IŞİD ile savaşırken rejim de varlığı tehdit eden gruplarla savaştı. Bu ayarlama Kürtleri rejimin tacizinden korudu. Bu nedenle İdlib saldırısı Kürtlere biraz daha zaman kazandıracak ama sonuçta bir anlaşmaya varılmak zorunda. Esad’ın asıl amacı hala Suriye’nin tüm kontrolünü ele geçirmek. Bir kere hükümet karşıtı güçler geriye çekildiğinde rejim SDG’yi Şam’ın merkezi yönetimine dönmeye zorlayacak.
“Esad otonomiyi tanıyabilir”
Bu parametreler Kürt ve rejim yetkilileri arasında gelecekte gerçekleşecek görüşmeleri biçimlendirecek. Temmuz ayında Suriye Demokratik Konseyi, Suriye’nin kuzeydoğusunun geleceğini konuşmak üzere Şam’da rejim yetkilileri ile görüştü. Suriyeli Kürtler, yerel yönetimleri güçlendiren ve çok az müdahale eden merkezi bir yönetim için ısrar edecek, imtiyaz olarak da rejimin Irak ve Türkiye ile sınırların kontrolünü resmen yeniden kazanmasını önerecek. Rejim de Kürt yönetiminin tamamen rejim otoritesine girmesini, Kürt militanlarınsa Suriye ordusuna dahil olmasını isteyecek. Esad da belki Kürtlerin kültürel otonomilerini tanıyabilir.
“Kürtlerin kozlarını azaltacaktır”
SDG ve Esad rejimi arasındaki askeri asimetri, Suriye iç savaşında sona gelinirken Kürtlerin şu anda ABD'nin merhametinde olduğu anlamına geliyor. Trump yönetimi, Suriye politikasını İran'la çatışmaya sürükledi ve İran-Suriye ittifakını Orta Doğu'daki ABD çıkarlarına uzun vadeli bir tehdit olarak görüyor. Bu tehditle mücadele etmek için ABD, İran meselesi ele alınana kadar Suriye'de kalmayı planladığını belirtti. Yine de, bu durum, Trump’ın ABD’nin Suriye’den askerlerinin hızla çekilmesi çağrısıyla çelişiyor. Washington’un SDG’ye bağlılığı konusundaki belirsizlik şüphesiz rejimle müzakereleri hızlandıracak ve Kürtlerin kozlarını azaltacaktır.
“Kürt bölgesi, Moskova’nın çıkarına ters”
Tersine Esad rejimi ise çatışma sonrası Suriye’yi yönetmeyi planlıyor. ABD’nin güçlerini geri çekmesini bekleyip hemen ardından Kürtleri hükümetin taleplerini karşılamaya zorlayabilir. Oysa Kürtler, en başından beri ABD'nin Suriye'den ayrılacağını biliyorlardı. Böylece, kapıları Esad ile görüşmelere açık tuttular ve hiçbir zaman rejim değişikliğine öncelik vermediler.
Bu bulmacanın kilidini açmanın anahtarı Suriye'deki diğer büyük güç olabilir. O da Rusya. Suriye’de ABD’nin etkili olduğu bir Kürt bölgesinin kurulması Moskova’nın çıkarlarıyla çelişiyor. Rusya ayrıca Kürtlerle de iyi ilişkilerini korudu, öncelikli çıkarıysa Esad rejimini korumak ve ABD’yi güçlerini Suriye’den çekmeye ikna etmek.
“ABD, SDG için çözüm üretmek zorunda”
Kürtler ve Araplar’ın tüm genç kuşağı IŞİD’e karşı savaşarak öldüler. Esad rejiminin zaferini kabullenen bir ABD politikası, Suriye iç savaşı için tatmin edici bir sonuç değil. ABD ise bu gerçekle başa çıkmak ve müttefiki SDG için elverişli bir çözümü düşünmek zorunda. ABD ve Rusya’nın yani iki düşmanın dar bir çıkarı var o da, IŞİD’in geri dönmesi ve kuzeydoğu Suriye’nin gelecekteki yönetimi için uzlaşılmış bir siyasi düzenleme ayarlamak.
“Kürtler rejimin kontrolünü kabul etmek zorunda kalacak”
Böyle bir düzenleme kolay olmayacak. Suriye’nin nasıl bir yapıya sahip olması konusunda Esad ile Suriyeli Kürtlerin çok farklı fikirleri var. Kürtlerin İdlib saldırısının ardından maksimum koz elde edecek. Savaşın ardından rejim yeniden toparlanırken Kürtlerin kozları azalacak, müzakere kozları zayıflayacak. ABD, Suriye iç savaşının gerçeklerine bağlı ve SDG'yi korumaya odaklanan dar bir politika izlerse bu zayıflığı telafi etmeye yardımcı olabilir. Aksi halde ABD bölgeden güçlerini çektiğinde Kürtler rejimin kontrolünü kabul etmek zorunda kalacak ya da uzak duramayacakları bir saldırıya maruz kalacak.”
|Ahval
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yazın