PeyamaKurd - Seyid Muhammed Bakır El-Hekim’in Kürdistan halkının haklarını dürüstçe savunan bir lider olduğuna değinen Kürdisan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, şu an Kürtler ve Şiiler arasındaki ilişkilerin arzu edilen düzeyde olmadığını belirterek, “Biz Irak’ta siyasi gidişat ve ülkedeki yönetimin düzeltilmesi için ciddi ve açık bir tartışmanın başlatılması için bugünden itibaren hazırız” ifadesini kullandı.
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, başkent Erbil’de Şii kanaat önderlerinden Seyid Muhammed Bakır El-Hekim’in vefatının 18’inci yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen töreninde açıklamalarda bulundu.
"Al Hekim ailesi Irak ve Kürdistan için ortak mücadele etti"
Neçirvan Barzani açıklamasında, Al Hekim ailesinin büyüklerinin her zaman Irak’taki bütün mezhepleri birbirlerine yakınlaştırarak, Irak ve Kürdistan halkları arasında müşterek ve ortak mücadelenin oluşması için çaba harcadığını belirterek, bu vesile ile böylesi bir günde ilişkilerin pekiştirilmesinin önemine dikkat çekti.
Açıklamasında, Şiisi, Kürtü, Sünnisi ve bütün bileşenleri ile Iraklıların her zamankinden daha fazla ülkede huzur ve refah sağlanması için siyasi taraflardan müşterek çalışma ve ortaklık çağrıdında bulunduğunu dile getiren Neçirvan Barzani şunları dile getirdi:
“Nitekim bu talep Şehit Mihrab ve tarihi liderlerimizin de ilkesiydi. Şehit Mihrab ve Irak’ın Büyük Mücahidi Seyid Muhammed Bakır El-Hekim, Irak’taki diktatör rejimlere karşı Irak İslam Devrim Yüksek Konseyi hareketinin kurucularındandı. Şeriat, felsefe, siyaset ve ekonomi alanlarında yetişmiş Iraklı bir bilim insanıydı. Dolayısıyla Irak’ın geleceği ve ülkedeki sorunları çözme konusunda geniş bir perspektife sahipti. Bu nedenle de Irak’taki mezhepleri birbirine yakınlaştırmayı amaçlıyor, bu konuda fiilen çalışıyordu.
"Rölü, Kürdistan halkının gerçek haklarını desteklemekti"
Aynı zamanda babasının diktatörlere karşı mücadele ve Kürdistan halkıyla dayanışma içerinde olma yönündeki gerçek mücadele ve ilkesinin devam ettirilmesi gerektiğine inanıyordu. Ayetullah Seyid Muhammed Bakır El-Hekim’in 1986 yılında Tahran’da düzenlenen Irak toplumunu destekleme kongresindeki rolü, Kürdistan halkının gerçek haklarını desteklemekti.
Kongrede verilen kararlar konusunda rahmetli İdris Barzani ile Şehit Mihrab arasında çok iyi bir işbirliği ve dayanışma vardı. Bu dayanışma daha sonraki dönemlerde de devam etti. Ayetullah Seyid Muhammed Bakır El-Hekim’in Kürdistan halkının haklarının savunulması konusundaki dürüstçe tutumu her dönemde Kürt liderliği tarafından saygıyla karşılanmıştır.
"Hayatta kaldığı müddetçe bu hakları savundu"
Bu tutum Başkan Mesud Barzani ile Ayetullah Seyid Muhammed Bakır El-Hekim’in Irak’ta federal ve ortaklık esaslı bir sistemin oluşması ve aralarındaki görüşmelere devam etmeleri için zemin hazırladı. 2002 yılında Londra’da düzenlenen bir kongrede, Irak’ın gelecekte demokratik ve federal bir anlayış ve bütün bileşenlerin ortak katılımını sağlayan bir sistemle yönetilmesine karar verildi.
Bu vesileyle burada büyük mücadeleci rahmetli Seyid Abdulaziz Hekim’in bir kez daha rolünü anıyoruz. O Irak muhalefetinin bütün kongrelerinde, yönetim kurulunda yer aldığı dönemde ve hayatta olduğu müddetçe vefayla Kürdistan halkının haklarını savunmaya devam etti.
"Peşmerge'ye karşı savaşmanın haram olduğunu ilan etti"
Rahmetli Mola Mustafa Barzani ile Ayetullah İmam Seyid Muhsin Hekim arasındaki bağ, Kürdistan halkı ile Ehl-i Beytin izinden gidenler arasında derin bir sevgi bağının oluşmasına vesile olmuştu. Ölümsüz Barzani’nin Kürdistan’daki durumu ve meşru devriminin izahatını içeren mektupları devamlı olarak kendilerine ulaştırması vesilesi ile İmam Seyid Muhsin Hekim 1965’te, Eylül Devrimi sırasında Peşmerge’ye karşı savaşmanın haram olduğuna dair bir fetva yayınlamıştır.
Aynı şekilde 1974’te Ayetullah Seyid Muhammed Bakır El-Hekim de Kürtlere karşı savaşmanın haram olduğuna dair bir fetva verdi. Ayetullah Seyid Ali Sistani de Anayasanın yazıldığı süreçte federal yapıya karşı çıkmadı, aksine anayasada Kürdistan halkının haklarının yer aldığı taslağa da destek vermiştir.
Aynı zamanda Irak’taki diktatör rejimin yıkılması için her iki taraf arasında gerçek bir ortak mücadelenin oluşmasına vesile oldu. Bu da, hem Irak, hem de Kürdistan halkı için büyük bir kazanım oldu. Bu ortak mücadeleyi IŞİD savaşında bir kez daha gördük. Sonucu IŞİD’in yenilgiye uğratılması oldu.
"Vefamızı yenileyebilir, ortaklığımızı inşa edebiliriz"
Halihazırda ilişkilerimizin durumu pek de arzu ettiğimiz gibi değildir. Özellikle de Saddam rejimi döneminde beraber ortak mücadele verdiğimiz veya o günleri bilen birçok Şii kardeşlerimizin de bu durumdan hoşnut olmadığından kuşkumuz yoktur. Diktatörlük ve IŞİD savaşında aynı amaç uğruna döktüğümüz kanlarımız birbirine karışmıştır. Şehitlerimizi andığımız bugünde aramızdaki dayanışmayı ve birlikte çalışma ruhunu güçlendirerek tarihteki kardeşliğimizi ve ortaklık mücadelemize olan vefamızı yenileyebilir, ortaklığımızı inşa edebiliriz.
Biz hazırız ve inanıyoruz ki, Seyid Ammar Hekim’in aramızdaki tarihi ilişkilere ve ortak mücadeleye karşı vefası, aynı zamanda diğer Şii liderlerin geçmişteki mübarek bağlarına karşı olan vefalası, dini merciin Şiilerle Kürtler arasındaki kardeşlik ve birlikte yaşam arzusuna yaklaşımı, ilişkilerimizin güçlendirilmesi için çok iyi bir zemin hazırlayacaktır. Kuşkusuz bu ortaklığa Sünni kardeşlerimizin de dahil olması gerekiyor. Çünkü Sünni Arapların katılmadığı her hangi bir ortaklık tam anlamıyla tamamlanamaz.
"Sorunlar, Irak’taki bütün bileşenler için kötü sonuçlar doğurabilir"
Konuşmalarımızın temeli de şu olmalı; bir milletin sorunları Irak’taki diğer bileşenlerin başarısı anlamına gelmez. Aksine Irak’taki bütün bileşenler için kötü sonuçlar doğurabilir. Aynı şekilde Irak’taki bir bölge veya kentin gelişmesi bütün Irak için hayırlara ve gelişmeye vesile olur. Kurulduğundan bu yana Irak’ın başlıca sorunlarından biri de, bileşenler arasında ortaklığın sağlanmaması ve ülkenin ortakça yönetilmemesi idi.
Bu nedenle Irak kuruluşundan beri sorunsuz kalmamıştır. Irak’taki her iki Arap kitle, Şii ve Sünni taraflar ise her birinin yalnızca ve ikisinin de Kürtler olmadan bir denge sağlanamayacağını biliyorlar. Bu nedenle Irak’ın başarıyla yönetilmesinin yegâne yolu ülkenin bütün bileşenler tarafından yönetilmesinden geçiyor. Bu yol Iraklı vatandaşların da mutlu olacağı yegane medeni yönetim şeklidir.
"Irak'ın bir parçasıyız"
Çünkü bu boş bir beklenti olur. Geçmişte bu tür beklentiler karşılıksız kaldığı gibi, gelecekte de karşılık bulamayacaktır. Halihazırda ortaya çıkan anlaşmazlıklar hiçbir şekilde özgürlük ve siyasi hareketin yüce kurucularının beklentisleri arasında yer almamıştır. Şu için de bulunulan durum da hiçbir şekilde Irak halkının çıkarlarına hizmet etmeyecektir.
Kürdistan Bölgesi’nin istikrarı ve gelişmesi Iraklı bütün taraflar için bir mutluluk kaynağı olmalıdır. Çünkü biz Irak’ın bir parçasıyız. Kürdistan Bölgesi’nin gelişmesi Irak’ın bir kesiminin gelişmesi olarak bütün Iraklıların olarak görülmelidir.
Tıpkı Necef, Kerbela, Basra, Enbar ve Tkrit’in gelişmesi Kürdistan Bölgesi’nin gelişmesi sayıldığı gibi. Kürdistan halkı bütün Irak’ın istikrar içinde gelişmesini arzu ediyor. Çünkü bu hepimizin refah içinde yaşamasına vesile olacaktır. Aynı zamanda Irak genelinde istihdamın artmasına, ekonomi ve bilimin gelişmesine fayda sağlayacaktır.
"Seçim, Irak'ın gerçek durumunu görmemize engal olamaz"
Irak’ta yaşanan sorunların uzunca tarihi, halkın itirazlarını göz önüne alarak bütün tarafların içinde yer aldığı aklıselim bir yönetimin oluşması için bugünden tezi yok ciddi görüşmelere başlamalıyız. Seçim kampanyası ve çekişmelerini beklememeliyiz. Çünkü Irak halkı bilinçlidir, hiçbir oyun ve seçim kampanyası Irak’ın gerçek durumunu görmesine engel olamaz.
Irak’taki siyasetin gidişatını, siyasi kararları ve Irak’ın yönetimini biran önce düzeltilmesi için adım atanlar Irak halkı tarafından destek görecektir. Her kim ki biran önce Irak’taki siyasi süreci ve yönetimi düzeltmek için adım atar Irak halkı kendisine destek olacaktır.
Biz Irak’ta siyasi gidişat ve ülkedeki yönetimin düzeltilmesi için ciddi ve açık bir tartışmanın başlatılması için bugünden itibaren hazırız. Bu kutsal günde, buradan bütün Iraklı siyasi taraflara bu çağırımızı iletiyoruz; görüşmelere başlayalım. Bunu ancak birlikte başarabiliriz. Dışlayarak, kenara iterek, uzaklaştırarak Irak geçmişte felakete sürüklendi. Kuşkusuz bu düşünce bizi gelecekte de felakete sürükler. Bu nedenle bugün başlamalıyız ve daha fazla beklememeliyiz. Çünkü açıkçası bekleyenlerin neyi beklediklerini de bilmiyoruz."
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yazın