DSG eleştirilerine PYD’den yanıt: Teslim olmadık!
PeyamaKurd - PYD yöneticisi Foza Yusuf, DSG’nin Şam yönetimiyle yürüttüğü entegrasyon görüşmelerinin “teslimiyet” olarak yorumlanamayacağını belirterek, müzakerelerin sürdüğünü ve Kürt tarafının hakları için mücadelenin devam ettiğini söyledi.
Rojava Özerk Yönetimi’nin en etkili isimlerinden biri olan Foza Yusuf, 24 Mayıs’ta Kürt çoğunluklu bölgelerde gerçekleştirilen parlamento seçimlerini “anti-demokratik” olarak nitelendirerek Şam yönetimine sert eleştiriler yöneltti. Al-Monitor’a kapsamlı bir röportaj veren Yusuf, seçim sisteminin Kürtlerin siyasi temsilini sınırlandıracak şekilde tasarlandığını öne sürdü.
Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) üst düzey yöneticilerinden Yusuf, seçim mekanizmasının daha en başından itibaren adil olmadığını savunduklarını belirterek, “Mevcut sistem uygulamaya geçirilmeden önce bölgelerimizde daha da değiştirildi ve halkımız daha büyük dezavantajlarla karşı karşıya bırakıldı” dedi.
Şam’ın seçim modeli tartışma yarattı
Suriye’de geçiş sürecini düzenleyen geçici anayasa kapsamında oluşturulan sistemde Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın parlamentodaki 210 sandalyenin 70’ini doğrudan atadığı, geri kalan milletvekillerinin ise önceden belirlenen delegeler tarafından seçildiği belirtiliyor.
Muhalif çevreler, bu sistemin merkezi yönetime istemediği adayları süreç dışında bırakma imkanı verdiğini savunuyor. PYD de geçtiğimiz ekim ayında yapılan genel seçimlerde olduğu gibi son seçimleri de boykot etti.
24 Mayıs’taki seçimlerde toplam dokuz milletvekili seçildi. Bunların beşi Kürt, dördü Arap olurken yalnızca bir kadın aday parlamentoya girebildi. Hristiyanlar ve Ezidiler ise temsil hakkı elde edemedi.
Foza Yusuf, seçim sonuçlarının önceden belirlendiğini savunarak, Kürtlere ayrılan sandalyelerin siyasi gruplar arasında önceden paylaştırıldığını ileri sürdü.
“İki sandalye ENKS’ye, iki sandalye PYD ve diğer partilere ayrılmıştı. Gerçekte seçim günü gelmeden her şey kararlaştırılmıştı” diyen Yusuf, aynı yöntemin Araplar ve Süryaniler için de uygulandığını ifade etti.
Roprtajda, Kürt Ulusal Konseyi’nin (ENKS) seçim öncesinde Şam yönetimiyle kendi adaylarının parlamentoya girmesini garanti altına alan bir anlaşma yaptığı iddiasına da yer verildi.
PYD’nin boykotunun ardından Kobani’den yalnızca bir Kürt milletvekili seçilirken, seçilen Kürt adayların çoğunun ENKS’ye yakın isimlerden oluştuğu belirtildi.
DSG’ye yönelik eleştiriler artıyor
Öte yandan röportajda, Suriye Demokratik Güçleri’nin (DSG) Şam yönetimiyle yürüttüğü entegrasyon görüşmeleri de gündeme geldi.
Ocak ayında DSG ile Şam güçleri arasında yaşanan çatışmalar sonrası özerk yönetimin kontrol ettiği bölgelerin büyük bölümünü kaybetmesi, Kürt kamuoyunda ciddi tartışmalara yol açmıştı. ABD arabuluculuğunda 29 Ocak’ta varılan anlaşma çatışmaları sona erdirirken, DSG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu süreci başlatılmıştı.
Foza Yusuf, DSG’nin “teslim olduğu” yönündeki eleştirileri reddederek, “Müzakerelerde her taraf istediğini tamamen elde edemez. Ancak bunu teslimiyet olarak değerlendirmek doğru değil. Mücadele halen sürüyor” ifadelerini kullandı.
YPJ tartışması sürüyor
Kadın Savunma Birlikleri’nin (YPJ) Suriye ordusuna dahil edilmemesi de Kürt çevrelerinde tartışma yaratmaya devam ediyor.
Şam yönetiminin YPJ’nin orduya katılmasını reddettiği, bu gücün İçişleri Bakanlığı bünyesinde değerlendirilmesinin planlandığı belirtiliyor.
Kürtçe eğitim konusunda belirsizlik
Röportajda Kürtçe eğitim konusu da öne çıkan başlıklardan biri oldu. Yusuf, Özerk Yönetim okullarından alınan diplomaların tanınması konusunda belli bir ilerleme sağlandığını ancak Kürtçe eğitimin geleceğine ilişkin görüşmelerin devam ettiğini söyledi.
Şam yönetiminin Kürtçeyi “ulusal dil” olarak tanımlamasının yeterli olmadığını belirten Kürt siyasi çevreleri, Kürtçenin resmi statü kazanmasını talep ediyor.
Son dönemde Haseke’de Adalet Bakanlığı binasındaki Kürtçe tabelanın kaldırılması nedeniyle yaşanan gerginlikler ise Kürt çevrelerinde Şam’ın gerçek niyetine ilişkin soru işaretlerini artırdı.
ABD ve Türkiye faktörü
Roprtajda, ayrıca ABD’nin SDG lideri Mazlum Kobani’ye Şam ile anlaşma yapılması yönünde baskı yaptığı ve Washington’un mart ayında Suriye’deki son askeri birliklerini çekmesinin Kürtleri daha kırılgan hale getirdiği belirtildi.
Türkiye’nin ise PKK lideri Abdullah Öcalan ile yürütülen görüşmeler doğrultusunda DSG’ye yönelik saldırılarını azalttığı ifade edildi. Ankara’nın, Öcalan’ın SDG üzerindeki etkisini kullanarak entegrasyon anlaşmasının kabul edilmesini istediği öne sürüldü.
Foza Yusuf, tüm zorluklara rağmen diyalog ve müzakerelerin sürdürülmesi gerektiğini belirterek, “Müzakere sürecinin askıya alınması mevcut durumu daha da kötüleştirir” dedi.
İran’daki savaşın etkileri de gündemde
Foza Yusuf röportajda İran’daki gelişmelerin Suriye Kürtleri üzerindeki olası etkilerine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Kürtlerin dört ülkeye bölünmüş bir halk olduğunu vurgulayan Yusuf, bölgesel gelişmelerin tüm Kürtleri doğrudan ya da dolaylı biçimde etkilediğini söyledi.
“Her ne kadar Kürdistan dört parçaya bölünmüş olsa da, bu bölgeler birbirlerini hem olumlu hem de olumsuz etkiliyor” diyen Yusuf, şu aşamada İran’daki çatışmaların Suriye Kürtleri üzerinde doğrudan büyük bir etkisinin görülmediğini belirtti.
İran Kürtlerini doğrudan etkileyen ciddi gelişmeler yaşanması halinde bunun Suriye Kürtlerine de yansıyacağını ifade eden Yusuf, “Şimdilik büyük bir etkiden söz etmek gerçekçi olmaz. Ancak gelecekte yeni gelişmeler olursa bunlar bizi de kesinlikle etkileyecektir. Tam bir değerlendirme yapmak için henüz erken olabilir” dedi.