TR KU SO
FB X
Dünya

"Engeller tamamen kaldirilmali, Türkçe ile beraber Kürtçe de hizmet verilmelidir"

Navas Jan
Admin
📅 10 Ağustos 2020 14:07

PeyamaKurd - Türkiye'de Kürtçe'nin varlık kronolojisi sıralandığında, 'yok, bilinmeyen (X), seçmeli ders, seçim zamanında ortak dil algısı...' şeklinde sayılabilir. yaklaşık 15-20 milyon Kürd'ün yaşıyor ama Kürtçe'nin konuşulması, yazılması, ders olarak işlenmesi hala bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Son olarak, Diyarbakır Dicle Üniversite Kürt Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Kürtçe tez yazımını yasakladı. Üniversite, öğrencilerden tezlerini Türkçe yazmalarını istedi. 


Yaşanan bu hadiseye dair bir yazı kaleme alan ve yazısı PeyamaKurd'e ulaşan HÜDA PAR Kürdistan İlişkileri Sorumlusu Mahmut KILINÇ, şu sözlere yer veriyor: 


Dicle üniversitesinin bu kararını öğrendiğimde eski Türkiye kadrolarının, 90 yıllık alışkanlıklarının hantallaştırdığı zihinleri, Kemalist korkular ve alışkanlıklarıyla hala Kürt alerjisiyle ve bölünme korkusuyla yaşadıkları ve Kürt meselesinin trajik köklerinin ne kadar derin olduğuna bir kez daha şahit olduk.

Cumhuriyetçi ve çağdaşlık iddiasında olan her devlet, başkasını kendisi gibi olmaya zorlamamalıdır. Sahip olduğu ve olmak istediği güç ve ideolojiye zorla insanları biat ettirmeye kalkmamalıdır.  Hiç bir kutsal amaca böyle bir haksızlıkla ulaşılamaz. Hiçbir yapı kurum ve devlet  bir halkın evrensel değerlerini kendi değerlerine göre dizayn etme hakkına sahip değildir. Böyle bir girişim  hiçbir ahlakla bağdaşamaz. 

Türkiye’nin en önemli vizyonu ve sınavı bütün vatandaşları  eşit ve özgür kılacak ve her tür etnik, dini, mezhebi farklılığı adalet temelinde  güvenceye alacak yeni adımlar atmasıdır.

Bu hem herkesin endişelerini giderecek ve güven duygusunu sağlamayı gerçekleştirecek, hem de geciken adaleti yeniden tesis edecektir. 

Kürtlerin komşuları olan Farslar Araplar ve Türkler köklü ve kalıcı hamleler yapmadıkça herkesin devleti olamazlar. Büyük ortak hedeflerle küresel aktör olunabilir.

Kürtçe’nin de Türkçe, Farsça ve Arapça ile  aynı işleve sahip olması gerekir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan günümüze dek anadil  sorunu en ciddi sorunlarından birisidir. Özelikle Kürtçe’nin önündeki engellerin kaldırılması için köklü bir reformun beklendiği bir dönemde Dicle Üniversitesi’nin aldığı bu karar gelecek açısından olumsuz bir tablo ortaya koyuyor. 

Bu toprakların kültürel ve tarihsel mirası olan Kürtçenin önüne engel koymakla kim veya kimler ne çıkar sağlayacak? Doğrusu bunu anlamaktan güçlük çekiyoruz.

Her bir dil insanlığın ortak mirası ve o ulusun hafızasıdır. Dilleri kültürel mirastan mahrum bırakmakla insanlık kaybedecektir.

Kur’an-ı Kerim’de, renkleriniz ve dillerinizin ayrı olması Allah’ın ayetlerindedir‘ mealindeki ayette buyrulduğu üzere farklılıklarımız zenginliklerimizdir.

Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası birçok sözleşme gereğince dil önündeki hukuki yasaklar ve kısıtlamalar kaldırılmalı, Kürtçe eğitimi talep eden herkes için gerekli yasal düzenlemeler yapıldıktan sonra altyapı çalışmalarına başlanmalı

Kürtçe, bin yıllardır bu topraklarda yaşayan kadim bir halkın dili olup Kürdistan da bu coğrafyanın adıdır.

Ancak Türkiye’de yıllarca Kürtçe anlaşılmaz dil olarak tanımlandı, resmi kayıtlara bilinmeyen dil (X) olarak geçildi, Kürtçe ile ilgili çok yanlış politikalar uygulandı.Milyonlarca insanın konuştuğu ve Allahın ayeti olan bir dil adeta öcüleştirilmeye çalışıldı. Eğitim hakkının engellendiğini bir kenara bırakın, resmi dairelerde konuşulması dahi yasaklandı ve  kamudan tamamen dışlandı men edildi. 

İnsanlık adına bilim ve teknolojinin zirveye ulaştığı bu çağda halen halkların kendilerini ifadelerinin en somut anahtarı ve kültürlerinin devamının en önemli aracı olan dillerle ilgili tüm bu baskı ve yaklaşımlar Türkiye’nin halen sosyal devlet anlayışını tam olarak yerine getirmediği, söylenenlerin sadece sözden ibaret olduğunun açık göstergesidir. 

Geçmişten ders almayıp sorunlara kökten kalıcı çözümler aranması gerekenler, böylesine hassas bir süreçten geçtiğimiz şu günlerde Dicle Üniversite’sinin bu uygulamasını tekrardan gözden geçireceklerine inanıyorum. 

Kürtlerin temel hakları yasal güvenceye kavuşmadan devlete olan güvensizlik her zaman devam edecektir. Kürtlerin anadilde eğitim hakkını talep etmesi ana sütü gibi temiz ve helaldir.

Çünkü okullarda eğitim dili olarak kullanılmayan dillerin, gelişen teknoloji ve modernizm ile doğal bir asimilasyona uğradığı çok açık ve net olarak görülmektedir.

Özelikle akademik çalışmalarda anadili, eğitim dilinin dışında bırakmak haksızlıktır. Yeni nesilleri öz kültürlerinden izole etmektir.

Kürtçe’nin statüsünü yükseltecek, prestijini arttıracak, itibarının ve iadesini hızla yaygınlaştırılmasını sağlayacak hakkaniyete uygun cesur adımlar atılmalı. 

Kürt dilinin önündeki engeller tamamen kaldırılmalı, Kürtçe 2. resmi dil sayılmalı, ve tüm devlet kurumlarında Türkçe ile beraber Kürtçe de hizmet verilmelidir.

Sonuç olarak diyoruz ki:

Osmanlı ufkuyla Orta Doğu'da yeni hesaplar peşinde olanlar mazlum ve Müslüman Kürt halkını eşit bir paydaş ve kardeş bir halk olarak görmediği müddetçe  Orta Doğu coğrafyasında hiçbir  hesapları başarıya ulaşmaz.


Mahmut KILINÇ

HÜDA PAR Kürdistan İlişkileri Sorumlusu 

Paylas: