ENKS Sözcüsü Yusuf: Kobani Cezaevindeki facia soruşturulmalı
PeyamaKurd - Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Sözcüsü Faysal Yusuf, Sipan Hiso’nun öldürülmesi ve Kobani Cezaevinde çıkan yangının büyük bir üzüntü yaratarak derin kaygı uyandırdığını belirtip, Kürt-Arap geriliminin ve provokasyonların önüne geçilmesi için suçluların adalet önüne çıkarılması gerektiğini söyledi.
ENKS Sözcüsü Yusuf, K24'e yaptığı açıklamada, Sipan Hiso’nun ailesine başsağlığı dileyerek, Sipan Hiso’nun öldürülmesinin bölgedeki güvenlik boşluğunun somut bir örneği olduğunu kaydedip, bazı karanlık odakların mevcut durumu bir intikam sarmalına çekmeye çalıştığını savundu.
Yusuf, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Etkin devlet kurumlarının ve tarafsız mahkemelerin varlığı şarttır. Cezalar toplumsal grupları ve ulusal bileşenleri hedef almak yerine, yalnızca suçu işleyen şahıslara verilmelidir. Bu tür trajik olayların Kürt-Arap çatışmasına dönüşmesine kesinlikle izin verilmemeli ve fitnenin önü alınmalıdır."
Kobani Cezaevindeki Yangın ve Facia
Kobani Cezaevinde yaşanan yangına da değinen ENKS Sözcüsü, bu trajedinin Sipan Hiso’nun öldürülmesinin ardından başlayan protestolar sırasında patlak verdiğini ifade etti.
Barışçıl protesto hakkının herkesin meşru hakkı olduğunun altını çizen Yusuf, buna karşın kamu kurum ve kuruluşlarının hedef alınarak tahrip edilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti.
Cezaevinde hayatını kaybedenler için başsağlığı dileyen Yusuf, facianın sorumlularının açığa çıkarılması ve adaletle yargılanması için hükümet nezdinde acilen resmi bir soruşturma komisyonunun kurulmasını talep etti.
Geçiş Süreci ve Sorumluluk Vurgusu
Esed rejiminin devrilmesinin ardından Suriye’nin hassas ve kritik bir geçiş sürecinden geçtiğini hatırlatan Faysal Yusuf, hukukun üstünlüğünü ve ülkenin istikrarını koruma görevinin Devlet Başkanı Ahmed Şaraa ile hükümetin omuzlarında olduğunu kaydetti.
Yusuf ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Suriye Devlet Başkanı Şaraa arasında 29 Ocak tarihinde imzalanan mutabakata atıfta bulundu.
SDG ve asayiş güçlerinin devlet güçlerine entegre olmasının ardından halkın can güvenliğinin sağlanması, Kürt bölgelerinde kalıcı istikrarın tesis edilmesi ve başta Serê Kaniyê (Resulayn) ile diğer bölgelerden göç edenlerin güvenli bir şekilde evlerine dönmesinin sağlanmasının her iki tarafın da ortak sorumluluğu olduğunu belirtti.