“Savaşta Kürt faktörü, geçmiş deneyimler ve ABD desteği”

“Savaşta Kürt faktörü, geçmiş deneyimler ve ABD desteği”

PeyamaKurd - İran’ın, Kürt güçlerinin kendi topraklarına girmesi olasılığına karşı kapsamlı askeri hazırlık yaptığı iddia edildi.

Orta Doğu analizlerine yer veren Amargi internet sitesinde yer alan analizlere göre, Tahran yönetimi bu senaryoya karşı özellikle İran Devrim Muhafızları üzerinden yeni bir savunma konsepti oluşturuyor.

İddialara göre İran Devrim Muhafızları Ordusu (İDMO), Necef Eşref, Hamze Seyyid el-Şuheda ve Aşura olmak üzere üç büyük bölgesel komutanlığı tek bir birleşik komuta altında topladı. Operasyonel koordinasyonu sağlayan bu yeni yapı Hemedan merkezli olarak faaliyet yürütüyor.

İran istihbaratına dayandırılan değerlendirmelerde, Kürt silahlı grupların 15 ila 25 bin arasında savaşçıyı kısa sürede mobilize edebileceği, olası bir çatışma durumunda bu sayının üç katına çıkabileceği ifade ediliyor. Bu senaryonun sahadaki dengeleri ciddi biçimde değiştirebileceği vurgulanıyor.

Şehir savaşı ile lojistik hatlar, İran'ın yeni stratejisi

İran güvenlik güçlerinin, olası bir çatışmaya karşı yalnızca sayısal değil, taktiksel hazırlık da yaptığı belirtiliyor. Buna göre İran ordusu ile Devrim Muhafızlar arasında ortak bir savaş stratejisi geliştiriliyor.

Bu planlamanın özellikle şehir savaşı senaryolarına ve Tebriz’den Kirmanşah’a uzanan lojistik hatların güvenliğine odaklandığı iddia ediliyor. Söz konusu durum, İran’ın çatışmayı sınır hattında tutmak yerine derinlikli bir savunma konsepti hazırladığını gösteriyor.

Kürt tarafı çekinceli: ABD’nin desteği kritik

Kürt siyasi ve askeri yapıları içinde tam bir görüş birliği bulunmadığı ifade ediliyor. Kürt grupların önemli bir kısmı, İran’a karşı bir operasyon için ABD’den hava savunma desteği ve açık siyasi güvence talep ediyor.

Komala lideri Abdullah Mohtadi, Kürt güçlerinin “Kürdistan’ı özgürleştirmeye hazır” olduğunu belirtmiş ancak bunun ABD hava desteğiyle mümkün olabileceğini vurgulamıştı.

PJAK eş başkanı Emir Kerimi ise ABD’nin İran’da rejim değişikliğine yönelik net bir planı olmadığını, daha çok Tahran’ın davranışlarını değiştirmeye odaklandığını ifade etti.

Analizlerde, ABD’nin stratejik önceliğinin şu aşamada İran’ın güneyi olduğu değerlendiriliyor. Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim, enerji krizi ve İran’ın bölgesel altyapılara yönelik saldırıları nedeniyle Washington’un odağını Keşm Adası ve Harg Adası gibi kritik noktalara kaydırdığı ifade ediliyor.

İran’ın, Kürt silahlı grupların olası müdahalesine karşı askeri komuta yapısını yeniden şekillendirdiği iddia edilirken; Kürt tarafında ise ABD desteği ve siyasi güvenceler olmadan sahaya inme konusunda ciddi tereddütler öne çıkıyor.

Kürt faktörü ve geçmiş deneyimler

Asso Hassan Zadeh’in analizine göre, İranlı Kürt hareketi içinde önemli bir stratejik tartışma yaşanıyor. Kürt liderler, geçmişte yaşanan deneyimler nedeniyle yalnızca askeri destek değil, aynı zamanda siyasi güvenceler talep ediyor. Bu taleplerin başında ise “uçuşa yasak bölge” geliyor.

1991 Körfez Savaşı sonrası yaşanan Kürt ayaklanmaları ve ardından ABD öncülüğünde Irak’ın kuzeyinde Kürtleri korumak amacıyla başlatılan “Provide Comfort Operasyonu (Huzur Sağlama Operasyonu)” örnek gösterilirken, günümüzde benzer bir uluslararası mutabakatın bulunmadığına dikkat çekiliyor.

Türkiye’nin mevcut konjonktürde daha sert bir tutum sergilemesi ve uluslararası sistemdeki parçalanma, olası bir Kürt hamlesinin sonuçlarını daha belirsiz hale getiriyor.

Son değerlendirmelere göre İran Kürdistanı, savaşın genişlemesinde kritik bir alan olmayı sürdürse de ne ABD’nin ne de Kürt güçlerinin kısa vadede bu cepheyi açmaya hazır olduğu düşünülüyor.

Ancak kaynaklar, Kürtlerin sahaya inmemesinin İran açısından bir “istikrar göstergesi” olarak görülmemesi gerektiğinin de altını çiziyor.