PeyamaKurd - Rojava’nın sembol kentlerinden Kobani, Şam yönetimine bağlı silahlı grupların saldırıları ve uyguladığı kuşatma nedeniyle ağır bir insani krizle karşı karşıya. Kentin güney hatlarında çatışmalar sürerken, su ve elektrik kaynaklarının kasıtlı olarak kesilmesi on binlerce sivili temel yaşam ihtiyaçlarından mahrum bırakıyor.
Şafak vakti saldırı girişimleri engellendi
Suriye Demokratik Güçleri (DSG) Basın İrtibat Merkezi’nin açıklamasına göre, 20 Ocak 2026 sabahı saat 03.00 ile 06.00 arasında Kobani’nin güneyindeki Sırrin cephesinde yoğun hareketlilik yaşandı. Şam yönetimine bağlı silahlı grupların art arda iki saldırı girişiminde bulunduğu, DSG güçlerinin bu saldırılara sert karşılık vererek ilerlemeyi durdurduğu bildirildi. Çatışmaların bazı noktalarda devam ettiği belirtildi.
Askeri konvoy geri püskürtüldü
DSG açıklamasında, Abu Sarra cephesinde Şam yanlısı silahlı gruplara ait bir askeri konvoyun “hassas bir vuruşla” hedef alındığı ifade edildi. Müdahalenin ardından konvoyun geri çekilerek bölgeden uzaklaştığı aktarıldı. Çatışmalara ilişkin ayrıntılı bilançonun ilerleyen saatlerde paylaşılacağı kaydedildi.
“Savunmaya hazırız” mesajı
DSG Basın Merkezi, Suriye Demokratik Güçleri ile Kadın Savunma Birlikleri’nin (YPJ) Kobani ve çevresinde her türlü saldırıya karşı tam hazırlık halinde olduğunu vurguladı. Açıklamada, bölge halkının ve toprakların savunulmasından geri adım atılmayacağı belirtildi.
Sivil altyapı hedef alındı
Yerel kaynaklara göre Kobani’ye su ve elektrik sağlayan altyapı, Şam yönetimine bağlı silahlı gruplar tarafından bilinçli şekilde hedef alındı. Dört bir yandan silahlı kuşatma altına alınan kentte, siviller açlık ve susuzluk riskiyle karşı karşıya bırakılıyor.
Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, Kobani’nin su kaynakları ve elektrik santrallerinin saldırılar sonucu kullanılamaz hale getirilmeye çalışıldığı görülüyor. Bazı ırkçı sosyal medya hesaplarının bu saldırıları sahiplenmesi ise tepki çekti.
Neden Kobani?
Kobani, 2014 yılında DAİŞ’e karşı verilen direnişle dünya çapında sembol haline gelmişti. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın o dönem “düştü düşecek” sözleriyle gündeme gelen kent, DAİŞ’in yenilgiye uğratılmasının dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Yorumculara göre bugün yaşanan saldırılar, cihadist grupların bu tarihsel yenilginin intikamını alma ve Kürt halkının moralini kırma hedefinin bir parçası.
Kobani, yalnızca Rojava’nın değil, Kürt halkının modern tarihindeki en güçlü direniş sembollerinden biri olarak kabul ediliyor. 2014 yılında DAİŞ’e karşı verilen tarihi direniş sırasında, Güney Kürdistan’dan Başkan Mesud Barzani’nin talimatıyla yüzlerce Peşmerge gücü ağır silahlarla birlikte Kobani’ye geçerek Rojava’daki soydaşlarıyla omuz omuza savaşmıştı. Bu destek, DAİŞ’e karşı direnişin seyrini değiştiren ve Kürtler arası birlik ruhunu güçlendiren kritik bir dönüm noktası olmuştu.
O gün Kürtleri ortak bir direniş hattında buluşturan Kobani, bugün de dünya üzerindeki tüm Kürtlerin ortak sesi ve hafızası olmayı sürdürüyor. Yorumculara göre, kente yönelik bu kapsamlı saldırılar yalnızca askeri değil; Kürt halkının tarihsel kazanımlarını, birlik ruhunu ve moralini hedef alan siyasi bir mesaj niteliği taşıyor.
Uluslararası çağrı
Yerel yönetimler ve sivil toplum çevreleri, uluslararası toplumu Kobani’de yaşananlara karşı sessiz kalmamaya çağırıyor. Birleşmiş Milletler, insan hakları örgütleri ve insani yardım kuruluşlarından, sivil altyapının hedef alınmasına karşı acil tutum almaları ve Kobani’ye insani yardımın önünü açmaları talep ediliyor.